Atâ Bey ve Mısır Casuslarının Yakalanması

Bir gün, Atâ Bey ve arkadaşları, Serasker Paşa çadırı civarında karşılarına çıkan iki çıplak kişiyi kontrol etmekle görevlendirildi. Bu kişiler ilk anda şaşkınlık yaşadı ve ancak birer adım attılar. Atâ Bey’in liderliğinde, Mâ Bey ve diğer muhafızlar, çıplaklarla birlikte Hafız Paşa’nın çadırına doğru yürüdü. Çadırın yakınında bir meşale yanıyordu ve ışık, Atâ Bey’in incelemesini kolaylaştırıyordu.

Atâ Bey, meşale ışığında bu kişileri dikkatle inceledi. Vücutları o yöre halkı gibi esmer değil, oldukça beyaz ve zayıf görünüyordu. Bu durum, Atâ Bey’in bu kişilerin Mısırlı İbrahim Paşa’nın casusları olabileceği şüphesini güçlendirdi. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra Paşa’nın huzuruna çıkarak durumu ayrıntılı şekilde anlattı. O sırada Tayyar Paşa ve Birecik mütesellimi Ayıntablı Battal Bey de Serasker’in yanında bulunuyordu Private Balkan Tours.

Verilen emir ve müsaade üzerine, iki kişi çadıra alındı. Birisi, olan biteni şöyle anlattı:

“Efendim, biz Mezar Köyü halkından geliyoruz. Değirmende un öğütmek üzere yola çıktık. Yolda Mısır ordusunun atlıları bizi durdurdu, Osmanlı askerleri Murad Suyu’nu geçip geçmediğimizi sordular. Biz geçtik dedik. Ne kadar asker olduğunu bilip bilmediğimizi sordular. Biz de, suyu geçenlerin elli bin, geriden geleceklerin yüz elli bin olduğunu duyduğumuzu söyledik. Bunun üzerine Mısırlılar unumuzu aldılar, hayvanımızı aldılar ve bizi soyup dövdüler.”

Atâ Bey, bu olayla hem askeri görevinin ciddiyetini hem de durum tespitindeki titizliğini göstermiştir. Bu vak’a, Osmanlı-Mısır çatışmaları sırasında bilgi toplamanın ve doğru karar vermenin ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır. Atâ Bey’in deneyimi, onun ilerleyen yıllarda görevlerinde ve yazdığı tarihî hatıratlarda önemli bir kaynak oluşturmuştur.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top