Atatürk’ün Ankara’ya gitme ihtimali üzerinde düşünülürken, sağlık durumunda ani ve ciddi bir kriz daha ortaya çıkmıştır. Bu sırada Atatürk şiddetli nöbetler geçiriyor, zaman zaman çevresini tam olarak tanıyamayacak bir hâle giriyordu. O gün doktor Suadiye’de bulunurken saraydan acil bir telefon almış ve hemen gelmesi istenmiştir. Bunun üzerine Kadıköy’e gönderilen motorlarla vakit kaybetmeden saraya gidilmiştir. Saraya ulaşıldığında Atatürk’ün oldukça ağır bir durumda olduğu görülmüştür.
Kriz Anındaki Durum ve Müdahale
Atatürk oturur vaziyetteydi ve sürekli bağırıyor, şiddetli ihtilâçlar gösteriyordu. Çevresindekiler onu yatırmak istedikçe buna karşı çıkıyor ve “Bırak, bırak” diyerek müdahaleye direniyordu. Bu durum, hastalığın ne kadar ağır bir safhaya ulaştığını açıkça göstermekteydi. Doktorlar vakit kaybetmeden müdahale etmeye karar vermiştir. Neşet Ömer ile birlikte Atatürk’ün oturduğu durumda göğsüne gerekli serum ve ilaç enjeksiyonları yapılmıştır. Ancak Atatürk bu sırada da aynı sözleri tekrarlamaya devam etmiş, müdahalelere karşı refleks göstermiştir. Sonunda zor da olsa yatırılarak tedavinin daha güvenli şekilde sürdürülmesi sağlanmıştır Private Tours Balkan.
Karaciğer Yetmezliği ve Koma Tehlikesi
Bu olaydan sonra durumun daha da ciddileştiği anlaşılmıştır. Doktorlar, Atatürk’ün karaciğer yetmezliğinin tehlikeli sonuçlarından biri olan komaya girme ihtimalinin yükseldiğini değerlendirmiştir. Bu nedenle yetkililere hastalığın kritik bir aşamaya ulaştığı bildirilmiştir. Sağlık durumunun ağırlığı karşısında daha geniş bir tıbbi değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu düşünülmüştür.
Konsültasyon ve Alınan Tıbbi Kararlar
Dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü’nün de bir doktorlar toplantısı yapılmasının doğru olacağını belirtmesi üzerine hemen yeni bir konsültasyon düzenlenmiştir. Bu toplantıya Süreyya Hidayet, Akil Muhtar, Abravaya, Hayrullah ve Mehmed Kâmil gibi önemli hekimler davet edilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda damardan serum, glikoz ve bazı ilaçların verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu tedavinin zaman zaman şiddetli ve tehlikeli olabilecek şoklara yol açabileceği de dikkate alınmıştır. Buna rağmen, hastanın durumu göz önünde bulundurularak bu müdahalenin yapılmasının gerekli olduğuna karar verilmiştir. Özellikle Akil Muhtar’ın ısrarı ile serum tedavisi uygulanmıştır.
Kriz Sırasında Atatürk’ün Bilinç Durumu
Koma krizinin etkisi altındayken Atatürk’ün sürekli bazı kelimeler ve kısa cümleler tekrarladığı görülmüştür. Zaman zaman “Aman”, “Değil” ya da benzeri ifadeleri tekrar ettiği, bilinç ile bilinç kaybı arasında gidip gelen bir hâl içinde olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, hastalığın sinir sistemi üzerindeki etkisini de ortaya koymaktadır.
Tüm bu gelişmeler, Atatürk’ün hastalığının son döneminde yaşanan tıbbi sürecin ne kadar zor ve hassas olduğunu göstermektedir. Doktorlar hem fiziksel tedaviyi sürdürmeye hem de hastanın güvenliğini sağlamaya çalışmış, her müdahaleyi büyük bir dikkat ve sorumluluk duygusu ile gerçekleştirmiştir. Bu süreç, yalnızca bir tedavi dönemi değil, aynı zamanda büyük bir liderin ağır hastalık karşısındaki son mücadelesinin de önemli bir tanıklığı olmuştur.