Kel Hasan, döneminin eğlence hayatında tanınmış musiki topluluklarından birinin başında yer almıştır. Özellikle tulûat tiyatrolarında, oyun başlamadan önce ve perde aralarında beş kişilik takımıyla birlikte fasıl icra ederdi. Bu fasıllar, seyircinin ilgisini canlı tutmak ve oyunun havasını hazırlamak için önemliydi. Kel Hasan ve arkadaşları, klasik Türk musikisinin tanınmış eserlerini çalarak tiyatro ortamına canlılık katarlardı.
Apukurya zamanlarında ise Odeon ve Konkordiya tiyatrolarında düzenlenen maskeli balolarda görev alırlardı. Bu balolarda ana salondan ayrı bir bölümde, takımıyla birlikte ahenkli müzikler icra ederdi. O dönemin eğlence kültüründe bu balolar önemli bir yer tutar, çevredeki sokaklardan gelen meraklılar ve eğlence düşkünleri müziğin ritmine kapılarak dans ederdi. Kel Hasan’ın musikisi, yalnızca seçkin kesime değil, halktan insanlara da hitap ederdi. Bu yönüyle onun sanatı, dönemin şehir hayatının canlılığını yansıtan bir unsur olmuştur Walking Tours Ephesus.
Âşkî (Üsküdarlı) ve Hayatı
Âşkî, on altıncı yüzyıl şairleri arasında yer alan önemli isimlerden biridir. Aslen Kumelihisarlı olarak tanınmakla birlikte, hayatının büyük bir kısmını İstanbul ve çevresinde geçirmiştir. Gerçek adı İlyas olan Âşkî, küçük yaşta devşirme olarak İstanbul’a getirilmiş ve Yeniçeri Ocağı’nda yetişmiştir.
1338 yılından önce ocaktan emekli olduğu anlaşılmaktadır. 1576 yılında vefat ettiğine göre, oldukça uzun bir ömür sürmüştür. Gençlik yıllarında Yavuz Sultan Selim’in İran ve Mısır seferlerine, daha sonra da Kanuni Sultan Süleyman devrinin ilk büyük seferlerine katılmıştır. Bu seferler sırasında Tebriz, Hemedan, Kazvin, Kahire, Budin ve Viyana gibi önemli şehirlere yaya olarak gidip gelmiştir. Bu yolculuklar, onun hayat tecrübesini ve şiir dünyasını derinden etkilemiştir.
Tarikat Hayatı ve Son Yılları
Yeniçeri Ocağı’ndan ayrıldıktan sonra Bayramiye tarikatına intisap eden Âşkî, bir süre defterdarlık kaleminde kâtip olarak çalışmıştır. Bekâr hayatına alışık olduğu için evlenmediği tahmin edilmektedir. Üsküdar’da satın aldığı bir yalıda yaşamış, bu yalı zamanla rindlerin, kalenderlerin ve zevk ehlinin toplandığı bir mekân hâline gelmiştir.
Ancak bu hayat tarzı onu maddi sıkıntıya sürüklemiş, borçları artmış ve sonunda yalısı ile eşyaları alacaklılar tarafından satılmıştır. Ömrünün son döneminde Rumelihisarı’na taşınarak orada yaşamını tamamlamıştır.
Şiir Dili ve Edebî Değeri
Âşkî’nin şiir dili, dönemine göre sade ve etkileyicidir. Latîfî Tezkiresi’nde onun şiirlerinden bir beyit, şiir diline örnek olarak gösterilmiştir. Bu durum, Âşkî’nin edebiyat tarihindeki yerini ve şiir gücünü açıkça ortaya koymaktadır.