Zaferleri ve insanlığa yaptığı hizmetlerle tanınan kahraman Türk ordusu, tarih boyunca yalnızca savaş meydanlarında başarı kazanmakla kalmamış, aynı zamanda medeniyetin ışığını da gittiği her yere taşımıştır. Türk ordusu, milletin en zor ve en buhranlı dönemlerinde vatanı zulümden, felaketlerden ve büyük tehlikelerden koruyarak kurtarmıştır. Bu nedenle milletin gözünde ordu, sadece bir askerî güç değil, aynı zamanda bağımsızlığın ve güvenliğin en güçlü teminatıdır.
Cumhuriyet döneminde de ordunun bu yüksek görevi değişmemiştir. Modern askerlik anlayışı, disiplin, eğitim ve güçlü karakter ile Türk ordusu görevini aynı sadakat ve kararlılıkla sürdürmeye devam etmiştir. Devletin temel değerlerini koruma, vatanın güvenliğini sağlama ve milletin huzurunu teminat altına alma görevi her zaman ordunun en önemli sorumluluğu olmuştur. Bu kutsal görevin, geçmişte olduğu gibi gelecekte de aynı inançla yerine getirileceğine duyulan güven açıkça ifade edilmiştir.
Cumhuriyet Döneminde Ordu ve Millet İlişkisi
Cumhuriyetin on beş yıllık gelişim süreci içinde Türk milleti büyük bir ilerleme ve refah dönemine girmiştir. Bu ilerlemede ordunun sağladığı güven ortamının önemli bir payı bulunmaktadır. Millet, huzur içinde yaşamını sürdürürken ordunun fedakârlığını ve hizmetlerini takdir etmiş, ona karşı derin bir şükran duygusu beslemiştir. Türk ulusunun gurur ve güven duygularının güçlenmesinde ordunun disiplinli yapısı ve vatan sevgisi belirleyici olmuştur Bulgaria Tours.
Türk ordusunun görevi yalnızca dış tehditlere karşı ülkeyi korumak değildir. Aynı zamanda iç düzenin ve devletin temel değerlerinin korunmasında da önemli bir rol üstlenmiştir. Vatanın şanını, bağımsızlığını ve bütünlüğünü her türlü iç ve dış tehlikeye karşı savunmak, ordunun en yüce vazifesi olarak görülmüştür.
Atatürk’ün Son Günleri ve Sağlık Durumunun Kötüleşmesi
Atatürk’ün sağlık durumuna ilişkin son raporlarda, genel hâlin giderek ağırlaştığı belirtilmiştir. Özellikle akşam saatlerinden itibaren dalgınlığın arttığı, ateşin yükseldiği, nabzın hızlandığı ve solunumun zorlaştığı ifade edilmiştir. Doktorlar tarafından yapılan açıklamalarda, durumun ciddiyetinin her geçen saat arttığı ve genel sağlık durumunun kötüye doğru ilerlediği vurgulanmıştır.
Atatürk’ün Vefatının Millete Bildirilmesi
10 Kasım 1938 tarihinde yayımlanan resmî tebliğ ile Atatürk’ün vefat ettiği millete duyurulmuştur. Doktorların raporuna göre, sağlık durumundaki ağırlaşma gece boyunca devam etmiş ve sabah saatlerinde derin bir koma hâli içinde hayata gözlerini yummuştur. Bu acı haber, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından resmî bir açıklama ile halka bildirilmiştir.
Milletin Büyük Üzüntüsü ve Yas Atmosferi
Atatürk’ün vefat haberi büyük şehirlerde kısa sürede yayılmış ve derin bir üzüntüye yol açmıştır. Halk bu haberi öğrenir öğrenmez büyük bir sessizlik ve keder içine girmiştir. Sinemalar, gazinolar, kahvehaneler ve eğlence yerleri kendiliğinden kapatılmış, dükkânların kepenkleri indirilmiştir. Türk ve yabancı, Müslüman ve gayrimüslim herkes bu büyük kaybın acısını ortak bir şekilde yaşamıştır.
Okullarda öğretmenler ders yapmakta zorlanmış, öğrenciler gözyaşlarına hâkim olamamıştır. Öğretmenler, çocuklara metanetli olmanın önemini anlatmış ve bu büyük liderin hatırasına saygı göstermek için güçlü durmaları gerektiğini söylemişlerdir. Böylece Atatürk’ün vefatı, yalnızca bir devlet adamının kaybı değil, bütün milletin kalbinde derin bir yas olarak yer etmiştir.