Doktor, hem Atatürk’ün duyduğu endişeyi azaltmaya çalışmış hem de yapılacak ponksiyon işlemi için hazırlık yapmıştır. Atatürk’e daha önce birilerinin, dikkat edilmezse damarlardan birinin zarar görebileceği ve bağırsakların zedelenebileceği söylenmişti. Bu sözler, onun zihninde doğal olarak bir tedirginlik oluşturmuştu. Doktorun görevi ise bu korkuları ortadan kaldırmak ve yapılacak işlemin güvenli olduğunu açık bir şekilde anlatmaktı. Yapılan açıklamalar sonrasında Atatürk’ün içi rahatlamış ve müdahaleden çekinmediğini ifade etmiştir. Bu durum, onun doktorlara duyduğu güveni ve bilinçli yaklaşımını göstermektedir.
Uygulanan Tedaviler ve Rejim Tavsiyeleri
Tedavi sürecinde yabancı uzman doktorların da bazı önerileri olmuştur. Özellikle Profesör Eppinger’in diyet ve tedavi düzenine dair tavsiyeleri uygulanmış, ancak bu öneriler beklenen olumlu sonucu vermemiştir. Bu durum Atatürk’ü bir miktar üzmüş ve moral olarak etkilemiştir. Buna rağmen doktorlar gerekli tüm tedbirleri dikkatle değerlendirmiş ve ortak kararlar almışlardır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, karında biriken sıvının alınması gerektiği düşünülmüş ve bu işlemin yapılmasına karar verilmiştir Bulgaria Tours.
Ancak alınan bütün tedbirlere rağmen Atatürk’ün sağlık durumu istenilen düzeyde düzelmemiştir. Karnında giderek artan sıvı, ona ciddi rahatsızlık vermeye başlamıştır. Bu durum hem doktorları hem de çevresindekileri endişelendirmiştir. Tedavi süreci dikkatle takip edilmekte, her adım büyük bir hassasiyetle planlanmaktaydı.
Saraya Çağrı ve Müdahale Hazırlığı
Bir akşam doktor Suadiye’de bulunduğu sırada saraydan telefon almıştır. Kendisine ertesi gün sabah sarayda hazır bulunması gerektiği bildirilmiş ve sıvı alma işleminin yapılmasının uygun olabileceği ifade edilmiştir. Bu gelişme, doktor için beklenen bir tıbbi sonuçtu. Ertesi gün saraya gidildiğinde diğer hekimlerle ve görevlilerle bir araya gelinmiş, durum yeniden değerlendirilmiştir.
Doktorlar özellikle Atatürk’ün karaciğerinde görülen yetmezliği dikkate almak zorundaydı. Bu nedenle kullanılacak ilaçların ve uygulanacak yöntemin son derece dikkatli seçilmesi gerekiyordu. Çünkü karaciğer hassas olduğu için vücudun zehirli maddelere karşı dayanıklılığı azalmıştı. Bu yüzden yapılacak işlemin en güvenli şekilde gerçekleştirilmesi temel hedef olarak belirlenmiştir.
Ponksiyon Yöntemi Üzerine Görüş Ayrılıkları
Tedaviyi yürüten hekimlerden Neşet Ömer, ponksiyon işleminin uyuşturma yapılmadan ve az miktarda sıvı alınarak gerçekleştirilmesini önermiştir. Onun bu görüşü tıbbi açıdan temkinli bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Ancak Atatürk’ün hassas bir yapıya sahip olduğunu yakından bilen cerrah için bu yöntemin uygulanması kolay değildi. Çünkü en ince iğne ile yapılan küçük bir müdahale bile genellikle uyuşturma ile gerçekleştirilmekteydi.
Bu nedenle, daha kalın bir iğne ile yapılacak sıvı alma işleminin uyuşturma yapılmadan uygulanması hem hasta konforu hem de tıbbi etik açısından uygun görülmemiştir. Doktor, Atatürk’ün gereksiz acı çekmesini istememiş ve işlemin en az ağrı ile yapılmasının gerekli olduğunu düşünmüştür. Bu yaklaşım, yalnızca bir tıbbi karar değil, aynı zamanda hastaya duyulan saygının da bir göstergesi olmuştur.