Hastalığın ağırlaştığı bu günlerde Atatürk’e büyük bir dikkat ve özenle bakılıyordu. Zaman zaman bilinci zayıfladığı için kendisine kaşıkla su veriliyor, su soğutulduktan sonra yavaşça içmesi sağlanıyordu. Gözlerini çok seyrek açıyor, çevresine kısa süreli bakıyor ve tekrar dalgın bir hâle giriyordu. Son günlere doğru kendisine “Su ister misiniz?” diye sorulduğunda çoğu zaman başıyla işaret ederek ya da çok kısa cevaplar vererek karşılık veriyordu. Bu durum, bilincinin zaman zaman açılıp kapandığını ve hastalığın ağır seyrini açıkça göstermekteydi.
Bu nöbet hâli yaklaşık üç gün boyunca devam etti. Sabah erken saatlerde doktorlar ve yakın çevresi büyük bir salonda bekliyor, her gelişmeyi dikkatle takip ediyordu. Bir sabah, görevlilerden biri gelerek Atatürk’ün gözlerini açtığını ve oturmak istediğini bildirdi. Bunun üzerine telaşa yol açmamak için gerekli işlemlerin doktor gözetiminde yapılmasına karar verildi Private Tours Balkan.
Bilincin Kısmen Açılması ve İlk Tepkiler
Atatürk oturtulduğunda çevresine dikkatle bakmış ve kısa bir süre sonra “Tuhaf şey, bana ne oldu?” diyerek yaşadığı durumu anlamaya çalışmıştır. Bu soru, bilincinin kısmen yerine geldiğini ancak yaşanan süreci tam olarak hatırlayamadığını göstermektedir. Doktorlar görevlerini tamamladıktan sonra salona dönmüş, ancak kısa süre sonra tekrar haber gelmiştir. Görevliler, Atatürk’ün doktoru tanıdığını ve “Kemal Bey değil miydi? Burada ne işi var?” diye sorduğunu iletmiştir.
Gerçeği Anlama Çabası
Atatürk, daha önce yaşadığı kanama olayından dolayı korkutulmuş olabileceği için doktorun yanında bulunmasının sebebini anlamaya çalışıyordu. Doktorların aldığı karar gereği, yaşanan olayın ayrıntıları kendisine açıkça anlatılmamıştı. Buna rağmen Atatürk, çevresindeki insanların yüz ifadelerinden ve konuşmalarından durumu sezmek istiyordu. Özellikle doktorun varlığı dikkatini çekmiş ve sık sık “Kemal Bey burada mı?” diye sormuştur.
Doktor Neşet Ömer ile arasında geçen kısa konuşmalar da bu durumu göstermektedir. Atatürk, doktorun neden orada bulunduğunu sorunca, dikkatini dağıtmak amacıyla farklı cevaplar verilmiş, örneğin vapuru kaçırdığı gibi bahaneler söylenmiştir. Ancak bu cevaplar onun merakını tam olarak gidermemiştir. Yine de Atatürk, gerçeği büyük ölçüde anlayabilecek bir sezgiye sahipti.
Uygulanan Tedavi ve Geçici İyileşmeler
Bu süreçte doktorlar her gün istişare ederek bir tedavi programı belirlemişlerdir. Karaciğer özleri, fizyolojik serum, glikoz serumları ve diğer destekleyici tedaviler düzenli olarak uygulanmıştır. Zaman zaman sağlık durumunda küçük iyileşmeler görülmüş, bu durum çevresindekilere umut vermiştir. Ancak bu iyileşmeler kalıcı değil, geçici rahatlamalar şeklinde ortaya çıkmıştır.
Atatürk, ağır hastalığına rağmen adeta ölümle mücadele eder gibi direnç göstermiştir. Arada görülen düzelmeler, özellikle komadan kısa süreli çıkışlar, tıp açısından da dikkat çekici gelişmeler olarak değerlendirilmiştir. Hatta bu durumu inceleyen bazı doktorlar, komadan bu şekilde çıkışın oldukça nadir görülen bir olay olduğunu ifade etmişlerdir. Buna rağmen hastalığın genel seyri ağırdı ve doktorlar, görülen iyileşmelerin aldatıcı olabileceğini bilerek tedaviyi büyük bir dikkat ve sorumlulukla sürdürmeye devam etmişlerdir.