Atatürk’ün Cenaze Töreni ve Halkın Hazırlığı

Bütün bir millet, Atatürk’ü son kez görmek ve ona saygılarını sunmak için tarihî bir hazırlık içindeydi. O anları gözlerimle izlerken, isterdim ki gözyaşlarımla bulanmış dünyamda sadece Atatürk’ü görebileyim; etrafındaki tüm ayrıntılar silinsin ve sadece onun varlığı ön plana çıksın. Zaman, akrep ve yelkovanlar, sürekli akıp giden nehir gibi ilerliyordu; her saat ve gün, bu tarihî dakikaları birbiri ardına taşırken, olayların ağırlığını daha da hissettiriyordu.

Sarayın önünde, Atatürk’ü son kez uğurlamak için askerler, yüksek rütbeli subaylar ve motosikletli polisler hazır bekliyordu. Subaylar, sıralarını güneşe karşı ayarlamış, büyük üniformalar içinde tören için hazırlanmışlardı. Bu resmî geçit, dünyanın en büyük kumandamıza saygı duruşu niteliğindeydi. Atatürk’ün tabutu, halk ve resmi görevliler tarafından sabaha kadar beklenmiş, kimse yerinden ayrılmamıştı.

Cenazeye katılanlar arasında ordu mensupları, rektörler, dekanlar, profesörler ve Atatürk’ün yetiştirdiği gençler de vardı. Aynı zamanda halkın her kesiminden insanlar, hasret ve saygı duygularıyla törene iştirak ediyordu. Bu anlarda kişisel hatıralar zihnimde adeta geriye doğru akıyor ve kendi kendime, “Bugün ne oluyor?” diye soruyordum. Genç ve enerjik zekâsıyla ülkeyi yöneten Atatürk’ün artık aramızda olmadığını kabul etmek içimde hâlâ zordu. Bayrağın direğe asılı hâli ve tabutun önündeki tüm düzen, her şeyi açıkça gösteriyordu, fakat yüreğimde hâlâ bir umut kırıntısı kalmıştı Tour Packages Balkan.

Beklentimiz, Atatürk’ün bir mucize gerçekleştirip, birdenbire karşımıza çıkmasıydı; mermer merdivenlerden inerken bize gülümseyerek “Lüzumsuz telaş ettiniz” demesini umut ediyorduk. Ne yazık ki, bu mucize gerçekleşmedi. Bizler, çaresiz ve üzgün bir şekilde, Atatürk’ün manevi huzurunda saygımızı sunabildik. O an, halk ve devlet temsilcileri için unutulmaz bir saygı ve veda töreni olarak hafızalara kazındı.

Bu tarihî gün, bir liderin kaybının yalnızca bir kişinin ölümü olmadığını; bir milletin manevi dünyasında, devlet ve toplum hayatında ne denli derin bir boşluk yarattığını gözler önüne seriyordu. Atatürk’ün manevi varlığı, halkın kalbinde ve hatıralarında sonsuza dek yaşamaya devam edecekti.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top