D13

D13, D24, D35, D43

Atatürk’ün Ardından Yazılan Yazılar

Atatürk’ün vefatı sonrası, İstanbul gazeteleri ve dergilerde birçok makale yayımlandı. Bu yazılar hem imzalı hem de imzasız olarak, milletin derin üzüntüsünü ve saygısını yansıtıyordu. Her yazar, kendi üslubuyla büyük liderin kaybını dile getiriyor ve milletin yasını aktarıyordu.

Nurullah Ataç Yeni Sabah gazetesinde “İnsanlar eserleriyle bakidir” başlığıyla yazdı. Haber gazetesi onun arkasından daha çok konuştu. Muhiddin Birgün Son Posta’da “Onu kaybetmiş olmanın ızdırabı” diyerek halkın acısını dile getirdi. Cumhuriyet gazetesi Abidin Daver aracılığıyla “O yaşıyor” ifadesiyle Atatürk’ün fikirlerinin ve mirasının yaşadığını vurguladı Guided Turkey Tours.

Ömer Rıza Doğrul Tan gazetesinde, “Bütün dünyanın hürmet ettiği” sözleriyle Atatürk’ün uluslararası saygın

D13, D21, D35, D42

Atatürk’ün Sağlık Durumu Hakkında Resmî Tebliğler

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yayımlanan resmî bildirilere göre, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlık durumu hakkında doktorları tarafından düzenli olarak raporlar verilmiştir. Bu raporlar, hem milleti bilgilendirmek hem de kamuoyundaki endişeyi azaltmak amacıyla yayımlanmıştır. Doktorların verdiği bilgilere göre Atatürk’ün sağlık durumu yakından takip edilmekte ve her gelişme resmî tebliğlerle duyurulmaktadır.

Gece ve Gündüz Raporlarının İçeriği

Yayımlanan raporlarda Atatürk’ün geceyi çoğunlukla rahat geçirdiği, sinirsel rahatsızlıkların önemli ölçüde azaldığı ve genel sağlık durumunun önceye göre daha iyi olduğu ifade edilmiştir. Nabzının düzenli olduğu, solunum sayısının ve vücut sıcaklığının normal sınırlar içinde bulunduğu belirtilmiştir. Gece yayımlanan bir başka tebliğde ise sinirsel belirtilerin tamamen geçti

D13, D23, D32, D45

Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa

Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1932 yılı ocak ve şubat aylarındaki faaliyetleri, hem resmi görevlerini hem de kültürel ve sosyal ilgilerini yansıtmaktadır.

20–22 Kânunusani 1932 – Sarayda Çalışmalar ve Sinema Ziyareti

20–22 Kânunusani tarihleri arasında Cumhurbaşkanı saraydaki bürolarında çalışmış, resmi işlerini takip etmiştir. 22 Kânunusani akşamı saat 21.30’da Opera Sineması’na giderek “Çanakkale” filmini izlemiştir. Bu ziyaret, hem tarihi olaylara olan ilgisini hem de kültürel etkinliklere verdiği önemi göstermektedir.

23–25 Kânunusani 1932 – Tiyatro Ziyareti ve Sanatçılara İlgi

23–24 Kânunusani’de saraydaki bürolarında çalışmaya devam etmiştir. 25 Kânunusani akşamı Parlamento Tiyatrosu’na gitmiştir. Belediye Reisi, Vali Muhiddin Bey ve Ruşen Eşref Bey kendilerini localarına almış ve “Yalova Tür

D13, D22, D31, D43

Gazi’nin İstanbul’a Gelişi ve Şehirdeki Coşkulu Kutlamalar

Şehrin Işıklarla Donatılması

Gazi’nin İstanbul’a gelişi dolayısıyla şehirde büyük bir hazırlık yapılmış ve birçok önemli bina ışıklarla süslenmiştir. Kolordu binası ile Sanayii Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Okulu) özenle aydınlatılmış, geceye ayrı bir güzellik katmıştır. Kız Kulesi’nde kurulan tak da dikkat çekici bir şekilde ışıklandırılmış ve uzaktan bakanlar için etkileyici bir görüntü oluşturmuştur.

Dolmabahçe Camii’nin minareleri arasına “Safa geldiniz” yazılı bir mahya asılmış, bu yazı gece boyunca ışıklar içinde parlamıştır. Dolmabahçe Meydanı’nda ise on binlerce kişi toplanmış, halk karadan da kutlamalara büyük bir ilgiyle katılmıştır. Sarayın girişinde kurulan görkemli zafer takının üzerinde elektrikle yazılmış “Safa geldiniz” ifadesi yer almakta ve gelenleri selamlamaktaydı

D13, D25, D34, D41

Bekleyişin Uzayan Dakikaları

Saat ona yaklaşıyordu. Ancak trenden hâlâ kesin bir haber gelmemişti. Kalabalık giderek artıyor, herkesin gözü kulağı istasyondan gelecek bir işaretteydi. Nihayet iki dakika sonra, heyecanı daha da artıran bir haber kulaktan kulağa hızla yayıldı:
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın treni, Derbent İstasyonu’nda kısa bir gecikme yaşamıştı.

Bu haber, bekleyen kalabalıkta ne bir huzursuzluk ne de bir dağılma yarattı. Aksine, herkes biraz daha sabırla ve aynı coşkuyla beklemeye devam etti.

İzmit Halkının Coşkusu

İzmit halkı, omuz omuza öyle sıkı bir şekilde toplanmıştı ki adım atmak bile güçleşmişti. Güneş yakıcıydı, hava sıcaktı; fakat kimse bunu umursamıyordu. Herkesin aklında tek bir düşünce vardı: Kurtarıcıyı, Gazi’yi görmek. Yüzlerde yorgunluk değil, sevinç okunuyordu. Saatler geçtikçe zaman sanki yavaşlıyor, her dakika insanlara bir yıl kadar uzun g

D13, D21, D32, D41

Bir Aydının Günlük Hayatından İzler

Nurullah Ataç, nereye giderse gitsin yanında tıklım tıklım kitap ve kâğıt dolu bir çanta taşırdı. Bu çanta, onun düşünce dünyasının bir parçası gibiydi. Şapkasının altından taşan bir tutam perçemi, koluna çoğu zaman asılı duran bastonu ve kendine özgü duruşu ile hemen fark edilirdi. Kulaktan atma gözlükleri sevmez, daha çok kelebek gözlük kullanmayı tercih ederdi. Dış görünüşüyle bile bir aydın olduğunu belli eden bu ayrıntılar, onun kişiliğini tamamlayan unsurlardı.

Yazı Disiplini ve Çalışma Alışkanlığı

Ataç, yazılarını standart boyutlu kâğıtlara yazardı. Çantasından çıkardığı hokka ve kalemiyle çalışır, yazı sırasında büyük bir dikkat ve özen gösterirdi. Hem eski hem de yeni harflerle yazdığı yazılar, adeta inci dizisi gibi düzenli ve temizdi. Müsveddelerinde karalanmış, üstü çizilmiş satırlara neredeyse hiç rastlanmazdı. Çünkü

D13, D23, D34, D41

Atabek Hanı’nın Konumu ve Tarihçesi

Atabek Hanı, İstanbul’un Eminönü ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. Yapı, günümüzde Şehinşah Pehlevî Caddesi olarak bilinen eski Yenipostahane Caddesi ile Fındıkçı Remzi Sokağı’nın kesiştiği köşede bulunmaktadır. Atabek Hanı’nın bulunduğu yerde eskiden Saralı Hanı yer almaktaydı. Bu han, ünlü manifatura tüccarı Ata Refik Atabek tarafından 1932 yılında satın alınmış ve binanın adı Atabek Hanı olarak değiştirilmiştir.

Yangın ve Yeniden İnşa Süreci

1939 yılında hanın içinde çıkan büyük bir yangın sonucu yapı tamamen yanarak kullanılamaz hâle gelmiştir. Yangının ardından, 1940–1941 yılları arasında Fevzi Atabek tarafından yeniden yaptırılmıştır. Yeni bina, dönemin tanınmış mimarlarından Pistikos’a inşa ettirilmiştir. Böylece günümüzde bildiğimiz Atabek Hanı ortaya çıkmıştır

D13, D22, D35, D41

Şairin Yazı Masası ve “Şiir Tahtı”

Salonun sağ tarafındaki çıkıntının önünde, Tevfik Fikret’in büyük yazı masası ile onun deyim yerindeyse “şiir tahtı” sayılabilecek geniş ve rahat koltuğu yer alır. Bu koltuk, şairin uzun saatler boyunca oturup düşündüğü, yazdığı ve hayal kurduğu özel bir mekânın merkezindedir. Eskiden şilte ve yastıklarla döşenmiş olduğu anlaşılan koltuk, bugün sade bir hâlde sergilenmektedir. Üzerinde yalnızca küçük bir meşin yastık bulunmaktadır. Buna rağmen koltuk, hâlâ şairin varlığını hissettiren güçlü bir etki taşır.

Yazı masası ise son derece zarif ve kullanışlıdır. Oldukça geniş olan bu masa, üzerinde çok sayıda evrakı rahatça taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştır. Masanın orta kısmı Mısır hasırı ile kaplanmıştır; bu ayrıntı hem estetik hem de işlevsel bir tercih olarak dikkat çeker

D13, D22, D34, D42

Tebrizin İlk Kurucusu Zübeyde Hatun

Gönülleri fetheden Tebriz şehrinin ilk kurucusu, Abbâsî Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde Hatun’dur. Rivayete göre Hicrî 175 (Miladî 791) yılında bu bölgeye geldiğinde, havasını ve suyunu çok beğenmiştir. Burada bulunduğu sırada Halife Me’mun’a hamile kalmış, bu nedenle bu amber kokulu toprağı kendine dinlenme ve huzur yeri olarak seçmiştir.

Zübeyde Hatun burada önce bir köşk yaptırmış, ardından büyük harcamalar yaparak şehri büyütmüştür. Velek, vesak, tümen ve yüklerle ifade edilen sayısız malzeme ve servet harcayarak görkemli bir yerleşim kurmuştur. Abbâsî bilginleri, şehre Tebriz adını vermişlerdir. Zamanla şehir o kadar büyümüş ki çevresini dolaşmak üç gün sürermiş Private Sofia Tours.

Büyük Deprem ve İkinci Kurucu Mütevekkil

Scroll to Top