D43

D13, D24, D35, D43

Atatürk’ün Ardından Yazılan Yazılar

Atatürk’ün vefatı sonrası, İstanbul gazeteleri ve dergilerde birçok makale yayımlandı. Bu yazılar hem imzalı hem de imzasız olarak, milletin derin üzüntüsünü ve saygısını yansıtıyordu. Her yazar, kendi üslubuyla büyük liderin kaybını dile getiriyor ve milletin yasını aktarıyordu.

Nurullah Ataç Yeni Sabah gazetesinde “İnsanlar eserleriyle bakidir” başlığıyla yazdı. Haber gazetesi onun arkasından daha çok konuştu. Muhiddin Birgün Son Posta’da “Onu kaybetmiş olmanın ızdırabı” diyerek halkın acısını dile getirdi. Cumhuriyet gazetesi Abidin Daver aracılığıyla “O yaşıyor” ifadesiyle Atatürk’ün fikirlerinin ve mirasının yaşadığını vurguladı Guided Turkey Tours.

Ömer Rıza Doğrul Tan gazetesinde, “Bütün dünyanın hürmet ettiği” sözleriyle Atatürk’ün uluslararası saygın

D15, D25, D31, D43

Orduya Verilen Mesajın Anlamı

Zaferleri ve insanlığa yaptığı hizmetlerle tanınan kahraman Türk ordusu, tarih boyunca yalnızca savaş meydanlarında başarı kazanmakla kalmamış, aynı zamanda medeniyetin ışığını da gittiği her yere taşımıştır. Türk ordusu, milletin en zor ve en buhranlı dönemlerinde vatanı zulümden, felaketlerden ve büyük tehlikelerden koruyarak kurtarmıştır. Bu nedenle milletin gözünde ordu, sadece bir askerî güç değil, aynı zamanda bağımsızlığın ve güvenliğin en güçlü teminatıdır.

Cumhuriyet döneminde de ordunun bu yüksek görevi değişmemiştir. Modern askerlik anlayışı, disiplin, eğitim ve güçlü karakter ile Türk ordusu görevini aynı sadakat ve kararlılıkla sürdürmeye devam etmiştir. Devletin temel değerlerini koruma, vatanın güvenliğini sağlama ve milletin huzurunu teminat altına alma görevi her zaman ordunun en önemli sorumluluğu olmuştur. Bu kutsal görevin, geçmişte olduğu gibi gelecekte de aynı

D11, D22, D31, D43

11 Şubat 1932 – Darülbedayi’de “Akın” Piyesi

11 Şubat 1932 akşamı Gazi Mustafa Kemal Paşa, Darülbedayi Tiyatrosu’na giderek ilk kez sahnelenen “Akın” piyesini izlemiştir. Piyesin sanatçılarını takdir etmiş, özellikle İstemi rolünü oynayan Eruğrul Muhsin Bey’i yanına çağırarak:
“Çok başarılı oldunuz, tebrik ederim!” diyerek iltifatta bulunmuştur. Eserin yazarı Faruk Nafiz Bey de huzurlarına kabul edilerek takdir edilmiştir. Bu ziyaret, Gazi’nin sanat ve kültüre verdiği önemi göstermektedir.

12–16 Şubat 1932 – Sarayda Çalışmalar ve Maslak Gezisi

12–15 Şubat tarihlerinde Cumhurbaşkanı, saraydaki bürolarında resmi çalışmalarını sürdürmüştür. 16 Şubat günü ise otomobille Maslak civarında kısa bir gezinti yapmıştır. Bu geziler hem dinlenme hem de İstanbul’un çeşitli bölgelerini gözlemleme amaçlıdır.

17–22 Şubat 1932 – Büro Çalışmaları ve Şehir Tur

D13, D22, D31, D43

Gazi’nin İstanbul’a Gelişi ve Şehirdeki Coşkulu Kutlamalar

Şehrin Işıklarla Donatılması

Gazi’nin İstanbul’a gelişi dolayısıyla şehirde büyük bir hazırlık yapılmış ve birçok önemli bina ışıklarla süslenmiştir. Kolordu binası ile Sanayii Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Okulu) özenle aydınlatılmış, geceye ayrı bir güzellik katmıştır. Kız Kulesi’nde kurulan tak da dikkat çekici bir şekilde ışıklandırılmış ve uzaktan bakanlar için etkileyici bir görüntü oluşturmuştur.

Dolmabahçe Camii’nin minareleri arasına “Safa geldiniz” yazılı bir mahya asılmış, bu yazı gece boyunca ışıklar içinde parlamıştır. Dolmabahçe Meydanı’nda ise on binlerce kişi toplanmış, halk karadan da kutlamalara büyük bir ilgiyle katılmıştır. Sarayın girişinde kurulan görkemli zafer takının üzerinde elektrikle yazılmış “Safa geldiniz” ifadesi yer almakta ve gelenleri selamlamaktaydı

D11, D23, D32, D43

Büyük Gazi’nin İstanbul’a Gelişi İçin Hazırlıklar

Büyük Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’u ziyaret edeceği haberi Ankara’dan alınır alınmaz, şehirde büyük bir heyecan ve hareketlilik başladı. İstanbul, kurtarıcısını karşılamak için kısa sürede kapsamlı hazırlıklara girişti. Ancak bu ziyaretin on gün gibi kısa bir süre içinde gerçekleşecek olması, hazırlıkların sınırlı kalmasına neden oldu. Buna rağmen, İstanbul halkı ve yöneticileri ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı.

Resmî Karşılama Heyetinin Oluşturulması

Ziyaret için geniş katılımlı bir istikbal heyeti oluşturuldu. Bu heyette Kolordu Kumandanı Şükrü Naili Paşa, İstanbul Mebusu Süleyman Sami Bey, Belediye Fen İşleri yetkilileri, vilayet erkânı, mebuslar, askerî yetkililer ve çok sayıda gazeteci yer aldı. Heyet, Ankara Vapuru ile İzmit’e doğru yola çıktı. Vapurdaki isimler arasında Şehremini Muhiddin Bey ve Vakit Gazetesi muhabiri

D11, D24, D35, D43

Meczup Atâ Efendi ve Doktorun Hikâyesi

Atâ Efendi bir gün hastalanmıştı. Yakınları, bir doktordan rica ederek onu ziyaret etmesini istemişlerdi. Doktor Efendi yola çıkarken içinden şöyle geçirdiği söylenir:
“Mübarek adam, hastalanacak zamanı da mı şimdi buldun?”

Doktor, Atâ Efendi’nin İstavroz’daki küçük kulübesine vardığında onu hasta hâlde bulur. Atâ Efendi, doktora tebessümle bakarak şu sözleri söyler:
“Allah razı olsun, zahmet edip gelmişsin. Bir de temiz gelseydin, paşa olurdun!”

Bu sözler o an için bir latife gibi algılanmıştı. Ancak ertesi sabah doktor, hiç beklemediği bir haber aldı: Kendisine miralaylığa (albaylığa) terfi ettiği bildirilmişti. Bu olay, Beylerbeyi ve çevresinde Atâ Efendi’nin keramet sahibi olduğuna dair inancı daha da güçlendirmiştir Guided Tours Turkey.

D14, D25, D32, D43

Doç. Dr. Fahri Atabey’in Zeynep Kâmil Hastanesi’ndeki Çalışmaları

Doç. Dr. Fahri Atabey, 1952 yılından itibaren Zeynep Kâmil Hastanesi’nde görev yapmaya başlamıştır. 1860 yılında kurulmuş olan bu köklü hastanenin, çağın gerisinde kalmış yapısını yenilemek için yoğun çaba göstermiştir. Onun öncülüğünde hastane restore edilmiş, fiziki şartları iyileştirilmiş ve modern tıp anlayışına uygun bir sağlık kurumu hâline getirilmiştir. Bu çalışmalar, Zeynep Kâmil Hastanesi’nin yalnızca İstanbul için değil, tüm ülke için önemli bir ana ve çocuk sağlığı merkezi olmasını sağlamıştır.

Ana ve Çocuk Sağlığına Katkıları

Doç. Dr. Fahri Atabey, 1953 yılında Zeynep Kâmil Ana ve Çocuk Sağlığını Koruma Cemiyeti’ni kurmuştur. Bu cemiyet aracılığıyla hastaneye büyük katkılar sağlanmıştır. Cemiyetin girişimleri sayesinde hastaneye 200 yataklı bir çocuk hastalıkları pavyonu ile 150 yataklı bir kadın hastalıkları pavy

D14, D23, D32, D43

Sağ Duvardaki Resimler

Bu bölümün sağ duvarında, Tevfik Fikret’in kendi eliyle yaptığı üç önemli resim yer almaktadır. Bunlardan ilki, eşi Fatma Nâzime Hanımefendi’nin portresidir. Portre, sade anlatımı ve duygulu ifadesiyle dikkat çeker. İkinci eser, Âşiyan civarında Boğaziçi’nin bir görünüşünü yansıtan yağlı boya bir peyzajdır. Bu tablo, renk uyumu ve ışık kullanımıyla tereddütsüz bir sanat eseri olarak kabul edilir. Üçüncü resimde ise, bir çam ağacının altında oturan çarşaflı bir hanım görülür. Bu figürün de şairin eşi olduğu bilinmektedir. Resim, hem doğayla insan arasındaki ilişkiyi hem de dönemin gündelik yaşamını yansıtır Private Ephesus Tours.

Öğrencilik Yıllarından Bir Hatıra

Bu bölümde yer alan eserler arasında, Tevfik Fikret’in henüz Galatasaray Sulta

D11, D21, D32, D43

Zengin Hediyeler ve Misafirperverlik

Tebriz Hanı’nın misafirperverliği bununla da bitmedi. Biz şehirde misafir iken, ardımızdan kırk tümen değerinde hamam-baha, bir süslü koşum takımıyla karaçubuk bir küheylân at, bir alaca yorga at ve yedi deve yükü yiyecek, içecek ve meyve hediyeleri gönderildi. Böylece hanemiz bolluk ve bereketle doldu.

Bu hediyeler, Han’ın Osmanlı elçilerine gösterdiği saygının ve dostluğun açık bir göstergesiydi. İran sarayında konuk ağırlamak yalnızca bir nezaket değil, aynı zamanda siyasi bir incelikti. Han, Osmanlı elçisine değer vererek, ülkeler arasındaki iyi niyetin güçlenmesini arzu ediyordu.

Şehirde Yapılan Duyuru

Ertesi gün şehirde tellallar sokak sokak dolaşarak şu duyuruyu yaptılar:
“Osmanlı elçisi, yani Sünnîler burada bulunmaktadır. Şah’ın buyruğu ve Han’ın emriyle kimse Sünnîlere sövmesin. Söven olursa, Sünnîler onları öldürür ve kanları hel

Scroll to Top