H14

H14, H21, H33, H42

Atatürk Bulvarı İlk Görünüm ve Çevresi

Atatürk Bulvarı’na girildiğinde, sağda ve solda, ileride ne olacağı tam olarak tahmin edilemeyen geniş açıklıklar göze çarpar. Bu alanlar, yazın tozla, kışın ise çamurla kaplıdır. Soldaki açık alan, yük arabaları için bir durak merkezi hâline gelmiştir ve saman ile çeşitli malzemelerle kaplıdır. Unkapanı’ndaki umumi mağazalar deposunun yangınından kurtarılan pamuklar da bu meydana serilmiş, kadınlar tarafından ayıklanıp temizlenerek kurutulmuştur. Bu pamuklar, daha sonra Süleymaniye Camii’nin iç haremine taşınmıştır. Böylece Atatürk Bulvarı’nın o yoğun ve kalabalık hatırası gözler önüne serilmektedir.

Bulvarın Yapıları ve İşlevleri

Şebsafa Camii o dönemde tamir edilmekteydi. Cami önündeki eski sibyan mektebi restore edilmiş ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bir çocuk dispanseri ve kreş olarak kullanılmaktaydı. Cami ve mektep geçildikten sonra, bulvarı

H14, H24, H32, H44

Atatürk’ün Cenaze Töreni ve Halkın Hazırlığı

Bütün bir millet, Atatürk’ü son kez görmek ve ona saygılarını sunmak için tarihî bir hazırlık içindeydi. O anları gözlerimle izlerken, isterdim ki gözyaşlarımla bulanmış dünyamda sadece Atatürk’ü görebileyim; etrafındaki tüm ayrıntılar silinsin ve sadece onun varlığı ön plana çıksın. Zaman, akrep ve yelkovanlar, sürekli akıp giden nehir gibi ilerliyordu; her saat ve gün, bu tarihî dakikaları birbiri ardına taşırken, olayların ağırlığını daha da hissettiriyordu.

Sarayın önünde, Atatürk’ü son kez uğurlamak için askerler, yüksek rütbeli subaylar ve motosikletli polisler hazır bekliyordu. Subaylar, sıralarını güneşe karşı ayarlamış, büyük üniformalar içinde tören için hazırlanmışlardı. Bu resmî geçit, dünyanın en büyük kumandamıza saygı duruşu niteliğindeydi. Atatürk’ün tabutu, halk ve resmi görevliler tarafından sabaha kadar beklenmiş, kimse yerinden ayrılmamıştı.

H14, H21, H34, H41

5 Temmuz 1935 – Ankara Vapuru ile Deniz Gezisi

5 Temmuz 1935’te Ankara Vapuru, özel olarak süslenmiş olarak Tophane Rıhtımı’ndan saat 09.00’da kalktı. Üst güvertede caz müziği, alt salonda ise saz eşliğinde bir program hazırlanmıştı. Saat 11.00’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk, refakatinde hemşireleri Makbule Hanım ve öğretmen Afet, Celâl Bayar, Ali Kılıç, Cevdet Abbas, Hacı Mehmet, Amiral Şükrü ve bazı diğer yetkililer ile birlikte vapura geldi.

Atatürk, üst güverteye çıkarken İstiklal Marşı çalındı ve ardından vapur demir alarak Karadeniz Boğazı’na doğru yola çıktı. Boğaz açıklarından geri dönülerek Marmara Denizi’ne açıldılar. Bu gezide Atatürk, gençlerle bir araya gelerek İnkılap dönemi görevleri ve sorumlulukları üzerinde sohbet etti. Ayrıca denizcilerin görev ve liyakatleri üzerinde durdu ve bu vesileyle Amiral Şükrü’ye takdirlerini iletti. Amiral Şükrü’ye “Okan” soyadı verildi ve Atatürk de başarı yolunda yürümeye

H14, H21, H35, H44

Ağustos 1928 Gazi Mustafa Kemal’in Boğaziçi Tenezzühleri ve Türk Harflerinin Tanıtımı

2-3 Ağustos 1928: Boğaziçi Gezileri

2 Ağustos 1928 günü Gazi Mustafa Kemal, Boğaziçi’nde motörle kısa bir tenezzüh (deniz gezisi) yapmıştır. Bu geziler, hem dinlenme hem de İstanbul’un farklı bölgelerini gözlemleme amacı taşımaktadır. 3 Ağustos günü ise Gazi, Söğütlü yatı ile Boğaziçi’nde ikinci bir deniz gezisine çıkmıştır. Bu tür geziler, Gazi’nin halkla ve çevresiyle olan yakın temasını sürdürmesini sağlamıştır.

4 Ağustos 1928: Sayyad Motörü ve Halkın Coşkusu

4 Ağustos’ta Gazi, Sayyad motörü ile özel bir gezinti yapmıştır. Refakatinde Maarif Vekili Şükrü Kaya, Dahiliye Vekili, bazı milletvekilleri ve Seryaverleri Rusuh Bey gibi önemli devlet adamları bulunuyordu. Gazi motörle sahile yaklaşınca, halk büyük bir coşku ile tezahürat yapmış ve “Yaşa!” sesleriyle Cumhurbaşkanını karşılamıştır. Bu sırada ba

H14, H24, H31, H44

Ertuğrul Yatının İstanbul’dan Hareketi

Ön direğinde Riyaset-i Cumhur bayrağı bulunan Ertuğrul Yatı, sabah saatlerinde İstanbul’dan hareket etmiştir. İlk olarak Kartal istikametine doğru ilerleyen yat, daha sonra Maltepe açıklarından dönerek Büyükada yönüne yönelmiştir. Bu seyir sırasında denizde büyük bir hareketlilik ve heyecan hâkimdi. Ertuğrul Yatı’nın geçişi, hem karadan hem de denizden ilgiyle takip edilmiştir.

Büyükada’daki Karşılama Töreni

Bu sırada Büyükada iskelesinde bulunan Burgaz vapurundan, Reisicumhur Hazretlerine saygı ve bağlılıklarını sunmak üzere oluşturulan on altı kişilik ilk heyet, Şehremaneti’ne ait “İstanbul” motoru ile Ertuğrul Yatı’nın yanına hareket etmiştir. Heyet, yatın güvertesinde Gazi Paşa Hazretleri tarafından kabul edilmiştir. Bu kabul, büyük bir nezaket ve resmiyet içerisinde gerçekleşmiştir

H14, H22, H31, H45

İkinci Atanasios ve Patriklik Dönemi

İkinci Atanasios, İstanbul’un fethinden sonra Fener Rum Ortodoks Patrikliği yapmış önemli bir dini liderdir. Tarihçi Meshüpoliu Demitrios Prekopiu, Atanasios’u Yunan ve Latin dillerine hâkim bir şair, filozof, hatip ve edebiyatçı olarak tanımlar. Ancak onun keyfi idaresi, kilise çevrelerinde hoşnutsuzluk yaratmış ve seçilmesinden yalnızca kırk gün sonra azledilmiştir.

Atanasios, azledildikten sonra Selanik’e kaçmış, buradan Papaya müracaat ederek Patrikliği yeniden üstlenmek için aracılık talep etmiştir. Ancak Papa, yalnızca Katolik Kilisesine geçmesi durumunda böyle bir aracılık yapılabileceğini söylemiş ve Atanasios bunu reddetmiştir. Bunun üzerine bir süre Eflâk ve Bulgaristan’da dolaşmış, ömrünün son yıllarını ise İstanbul’da geçirmiştir.

Atanasios IV Kısa Süreli Patriklik

Atanasios IV, Fener Rum Ortodoks Patriklerinin 202. patriği olarak görev yapmış

H14, H25, H32, H43

Atâ Bey’in Devlet Görevleri ve Zorlukları

Atâ Bey, bir süre Dâri Şurayı Askerî’de görev yaptı. Halil Rıfat Paşa’nın reisliğinde maaşı 880 kuruşa yükseldi. Tayın bedeliyle birlikte eline o zamanlar için önemli sayılabilecek 1.500 kuruş geçti. Bu dönemde Ciritte birkaç defa eşkıya operasyonlarına katıldı ve başarıyla görev yaptı.

Ancak 1843 yılında, münafıkların etkisiyle vali paşa ile arası açıldı. Paşanın kendisine yönelik tehditleri nedeniyle güvenliğini sağlamak için adadan kaçmak zorunda kaldı. Bir süre boşta kalan Atâ Bey, sonunda Seraskerlik Kapısı’ndan gelen Arif Efendi aracılığıyla tekrar eski görevine döndü. Ancak Osman Paşa’nın sert tutumuna dayanamadı ve memuriyetine tam anlamıyla devam edemedi.

1845-1849 yılları arasında Adana ve Halep malmüdürlüğü görevlerinde bulundu. Fakat Halep Valisi Zarili Paşa ile anlaşamadığı için tekrar İstanbul’a döndü. 1848’de İstanbul’da ordunun muhasebeciliğine at

H14, H23, H32, H43

Firdevs Hanım’ın Yalıya Yerleşmesi

Olaylar beklenmedik bir gelişmeyle daha da karmaşık bir hâl alır. Firdevs Hanım, kendi çevresi ve alışkanlıklarıyla birlikte Adnan Bey’in yalısına yerleşir. Bu durum, zaten hassas dengeler üzerine kurulu olan yalı hayatını tamamen değiştirir. Firdevs Hanım’ın gelişiyle birlikte evdeki huzur daha da bozulur ve aile içindeki çatlaklar derinleşir.

Yasak Aşkın Başlaması

Annesinin yalıya yerleşmesinden sonra, Bihter ile Behlül arasındaki yakınlık yavaş yavaş yasak bir aşka dönüşür. Bihter kocasına, Behlül ise dayısına ihanet etmektedir. Bu ilişki, yalnızca iki kişinin günahı değil, aynı zamanda kutsal sayılan aile yapısının da çöküşüdür. Bu tehlikeyi ilk fark eden kişi, Nihal’in mürebbiyesi Matmazel de Courton olur Daily Ephesus Tours.

H14, H24, H33, H41

Şairler ve Yazarlar

Bu şehirde yetmiş sekiz divan sahibi şair ve yazar vardır. Hepsi düzgün dilli, zarif sözlü ve bilgili kişilerdir. Bunlar arasında Yâverî, Şâbî ve Sâibî, zamanlarının ünlü şairi Örfî’ye benzetilir. Ayrıca Edhemî, Çâkerî, Câyî ve Râzî gibi kalem sahipleri de ilim ve edebiyat dünyasında saygı görürler. Bu kişiler sadece şiir yazmakla kalmayıp halk arasında bilgelikleri ve güzel konuşmalarıyla da tanınırlar.

Ziyaret Edilen Dostlar ve Aydınlar

Yazarın ziyaret ettiği veya birlikte olduğu dostları arasında Seyyid Vâhidî (divan sahibi), Yezdan Aka, Merdân Aka Can, Kurban Kulu, Hoca Nağdî, Pirbaş Aka, Mirza Bay, Hüsam Ata, Elvend Aka, Rıza Bay ve Kelb Ali gibi değerli kişiler vardır. Bu isimler hem ilim hem de dostluk bakımından saygıdeğer kimseler olup şehirde önde gelenlerdendir

Scroll to Top