H24

H13, H24, H35, H43

Atatürk Bulvarı Tarihi Eserler ve Yaya Kaldırımları

Atatürk Bulvarı’nın yaya kaldırımlarında, köşe noktasında bir polis kulübesi bulunur. Bunun biraz ilerisinde, Dr. Lütfi Kırdar’ın katkılarıyla restore edilen ve Şehir Müzesi olarak kullanılan Gazanferağa Medresesi yer almaktadır. Bozdoğan Kemeri’nin hemen altında bulunan bu eser, klasik Osmanlı mimarisinin önemli örneklerinden biridir. Medrese köşesindeki sebil ve gerideki türbe, bu klasik mimarinin estetik ve tarihi değerini göstermektedir.

Ancak Büyük Su Kemeri, özellikle öğleden sonra medresenin önüne güneş gelmesini engellediği için, medrese sürekli rutubet içinde kalmaktadır. İstanbul Ansiklopedisi’ne göre, medresenin içinde bulunan değerli müze eşyaları ve eserler “sonsuz devam” niteliğindedir. Fakat rutubetin tahrip gücü göz önünde bulundurulduğunda, Gazanferağa Medresesi kalıcı bir müze olarak kullanılamaz. Ansiklopedi, binanın yalnızca kısa süreli sergiler için kullanılması ve müze

H14, H24, H32, H44

Atatürk’ün Cenaze Töreni ve Halkın Hazırlığı

Bütün bir millet, Atatürk’ü son kez görmek ve ona saygılarını sunmak için tarihî bir hazırlık içindeydi. O anları gözlerimle izlerken, isterdim ki gözyaşlarımla bulanmış dünyamda sadece Atatürk’ü görebileyim; etrafındaki tüm ayrıntılar silinsin ve sadece onun varlığı ön plana çıksın. Zaman, akrep ve yelkovanlar, sürekli akıp giden nehir gibi ilerliyordu; her saat ve gün, bu tarihî dakikaları birbiri ardına taşırken, olayların ağırlığını daha da hissettiriyordu.

Sarayın önünde, Atatürk’ü son kez uğurlamak için askerler, yüksek rütbeli subaylar ve motosikletli polisler hazır bekliyordu. Subaylar, sıralarını güneşe karşı ayarlamış, büyük üniformalar içinde tören için hazırlanmışlardı. Bu resmî geçit, dünyanın en büyük kumandamıza saygı duruşu niteliğindeydi. Atatürk’ün tabutu, halk ve resmi görevliler tarafından sabaha kadar beklenmiş, kimse yerinden ayrılmamıştı.

H12, H24, H33, H42

29 Haziran 1934 – Dolmabahçe Sarayı Ziyareti

29 Haziran 1934’te Gazi Mustafa Kemal Paşa, öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı’na giderek burada resmi temaslarda bulunmuştur. Saray ziyareti, hem gündelik işleri takip etmek hem de resmi misafirleri kabul etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaret, sarayın devlet işlerinde merkezi bir rol oynadığını göstermektedir.

30 Haziran 1934 – Misafir Kabulü

30 Haziran günü Gazi, öğleden sonra motörle Beylerbeyi’nden Dolmabahçe Sarayı’na geçerek misafirlerini kabul etmiştir. Bu görüşmeler, devletler arası ilişkilerin güçlendirilmesi ve Türkiye’nin diplomatik ağırlığının pekiştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

1 Temmuz 1934 – İran Şahı Rıza Pehlevi ile Görüşme

1 Temmuz 1934’te öğleden sonra saat 15.00’te, Gazi refakatinde Başvekil İsmet Paşa, Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Bey ve Türkiye’nin Tahran Sefiri Enis B

H12, H24, H34, H42

Eylül 1928 – Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in İstanbul’daki Etkinlikleri

1-3 Eylül 1928: Deniz Gezileri ve Şehir Turları

1 Eylül 1928 tarihinde Gazi Mustafa Kemal, Ertuğrul Yalı’sı ile Çanakkale ve Hırkasına doğru bir deniz gezisine çıkmıştır. Bu gezinin haberleri gazetelerde yeni Türk harfleri ile yayımlanmış ve halk tarafından büyük ilgi görmüştür. 2 Eylül’de Gazi, şehirde otomobille dolaşarak halkı selamlamış ve vatandaşlarla doğrudan iletişim kurmuştur. 3 Eylül’de ise Karadeniz üzerinden Ankara’ya hareket edeceği haberi medyada duyurulmuştur. Bu geziler, hem halkla yakın temas kurmak hem de Cumhuriyet’in modernleşme ve ulaşım projelerini gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir Sofia City Tour.

11 Eylül 1928: Güllhane Parkı ve Topkapı Sarayı

11 Eylül’de Gazi Mustafa Kemal, Güllh

H14, H24, H31, H44

Ertuğrul Yatının İstanbul’dan Hareketi

Ön direğinde Riyaset-i Cumhur bayrağı bulunan Ertuğrul Yatı, sabah saatlerinde İstanbul’dan hareket etmiştir. İlk olarak Kartal istikametine doğru ilerleyen yat, daha sonra Maltepe açıklarından dönerek Büyükada yönüne yönelmiştir. Bu seyir sırasında denizde büyük bir hareketlilik ve heyecan hâkimdi. Ertuğrul Yatı’nın geçişi, hem karadan hem de denizden ilgiyle takip edilmiştir.

Büyükada’daki Karşılama Töreni

Bu sırada Büyükada iskelesinde bulunan Burgaz vapurundan, Reisicumhur Hazretlerine saygı ve bağlılıklarını sunmak üzere oluşturulan on altı kişilik ilk heyet, Şehremaneti’ne ait “İstanbul” motoru ile Ertuğrul Yatı’nın yanına hareket etmiştir. Heyet, yatın güvertesinde Gazi Paşa Hazretleri tarafından kabul edilmiştir. Bu kabul, büyük bir nezaket ve resmiyet içerisinde gerçekleşmiştir

H11, H24, H35, H43

Atareven Vicdani Örnek Bir Eğitimci ve İnsan

Vicdani Atareven, lise kimya öğretmenlerinden olup, 1959 yılında Vefa Lisesinde görev yapıyordu. Arkadaşları onu ciddiyeti, dürüstlüğü, vefakârlığı ve örnek bir aile reisi olması ile tanırdı. Talebelerine karşı gösterdiği şefkat ve ilgi, onun eğitim anlayışının en önemli özelliğiydi.

Vicdani Bey, yıllar önce ders verdiği öğrencilerinin herhangi bir zorluk içinde olduğunu öğrendiğinde, kendi işini bırakıp onların sorunlarına çözüm aramak için hiç tereddüt etmezdi. Bu yaklaşımı, onun çocukluk hatıralarını asla unutmayan ve geçmişine bağlı bir insan olduğunu gösterir.

Zor Bir Çocukluk ve Eğitim Yolculuğu

Vicdani Atareven, 1901 yılında Çatalca’da doğdu. Babası Ali Çavuş, zaptiye çavuşluğundan emekli olmuştu. İlk eğitimini Çatalca’daki ilkokul ve hüşdil mekteplerinde aldı. Ancak Balkan Savaşları sırasında, henüz on bir yaşındayken bü

H12, H24, H33, H44

Atâ Bey’in Son Yılları ve Görevleri

1856 yılında Atâ Bey, Beyrut’a gitmiş ve burada çeşitli devlet görevlerinde bulunmuştur. 1859 yılında Cezayir-i Bahr-i Sefid mutasarrıfı olarak atanmış ve görevin merkezi olan Rodos Adası’na yerleşmiştir. Rodos’ta tam otuz dokuz ay görev yapmış ve bu süre boyunca adanın idari işlerini yürütmüştür.

Ancak geçmişte yaptığı ordu muhasebecilikleri sırasında bazı yolsuzluk iddiaları ortaya atılmış ve mahkemeye verilmiştir. Uzun ve sıkıntılı bir yargılama sürecinin ardından Atâ Bey beraat etmiş ve görevine dönmüştür.

1865 yılında Filibe mutasarrıfı olarak atanmış, burada da yaklaşık otuz ay görev yapmıştır. Bu dönemde çeşitli imar işlerini yürütmüş ve özellikle Bulgaristan’daki gümrük işlemlerini düzenlemiştir. Ne var ki, bazı kişiler Atâ Bey’in nüfuzunu ve itibarını çekememiş, çeşitli entrikalarla onun görevden alınmasına yol açmıştır. Görevden alındığında

H15, H24, H33, H45

Aşkî Kadîm Talihiyle Öne Çıkan Bir Divan Şairi

Aşkî Kadîm, XV. yüzyılda yaşamış divan şairlerinden biridir. İstanbul’un fethinden sonra şehre yerleşen ilk şairler arasında yer aldığı bilinmektedir. Ancak aslen nereli olduğu, doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Şiirleri günümüze ulaşmış olmakla birlikte, edebî bakımdan güçlü ve özgün kabul edilmez. Dönemin kaynakları, şiirlerinin soğuk ve değersiz olduğunu açıkça belirtmektedir.

Buna rağmen Aşkî Kadîm, dönemin büyük padişahının dikkatini çekmeyi başarmış ve onun özel ilgisini kazanmıştır. Bu ilgi sayesinde İstanbul’da yüz akçe yevmiye ile bir görev almış, yani düzenli ve yüksek bir gelir elde etmiştir. Bu durum, onun oldukça rahat ve varlıklı bir hayat sürdüğünü göstermektedir Daily Ephesus Tours.

Dönemin Şairl

H14, H24, H33, H41

Şairler ve Yazarlar

Bu şehirde yetmiş sekiz divan sahibi şair ve yazar vardır. Hepsi düzgün dilli, zarif sözlü ve bilgili kişilerdir. Bunlar arasında Yâverî, Şâbî ve Sâibî, zamanlarının ünlü şairi Örfî’ye benzetilir. Ayrıca Edhemî, Çâkerî, Câyî ve Râzî gibi kalem sahipleri de ilim ve edebiyat dünyasında saygı görürler. Bu kişiler sadece şiir yazmakla kalmayıp halk arasında bilgelikleri ve güzel konuşmalarıyla da tanınırlar.

Ziyaret Edilen Dostlar ve Aydınlar

Yazarın ziyaret ettiği veya birlikte olduğu dostları arasında Seyyid Vâhidî (divan sahibi), Yezdan Aka, Merdân Aka Can, Kurban Kulu, Hoca Nağdî, Pirbaş Aka, Mirza Bay, Hüsam Ata, Elvend Aka, Rıza Bay ve Kelb Ali gibi değerli kişiler vardır. Bu isimler hem ilim hem de dostluk bakımından saygıdeğer kimseler olup şehirde önde gelenlerdendir

Scroll to Top