H42

H14, H21, H33, H42

Atatürk Bulvarı İlk Görünüm ve Çevresi

Atatürk Bulvarı’na girildiğinde, sağda ve solda, ileride ne olacağı tam olarak tahmin edilemeyen geniş açıklıklar göze çarpar. Bu alanlar, yazın tozla, kışın ise çamurla kaplıdır. Soldaki açık alan, yük arabaları için bir durak merkezi hâline gelmiştir ve saman ile çeşitli malzemelerle kaplıdır. Unkapanı’ndaki umumi mağazalar deposunun yangınından kurtarılan pamuklar da bu meydana serilmiş, kadınlar tarafından ayıklanıp temizlenerek kurutulmuştur. Bu pamuklar, daha sonra Süleymaniye Camii’nin iç haremine taşınmıştır. Böylece Atatürk Bulvarı’nın o yoğun ve kalabalık hatırası gözler önüne serilmektedir.

Bulvarın Yapıları ve İşlevleri

Şebsafa Camii o dönemde tamir edilmekteydi. Cami önündeki eski sibyan mektebi restore edilmiş ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bir çocuk dispanseri ve kreş olarak kullanılmaktaydı. Cami ve mektep geçildikten sonra, bulvarı

H13, H21, H35, H42

Atatürk’ün Koma Sonrası Bilinci ve Tepkileri

Atatürk, koma hâlinden uyandığında çevresindekilere büyük bir rahatlık verdi. Onu gözlemleyen doktorlar ve yakınları, ağır tedavi süreçlerinde bile onun herhangi bir acı veya ıstırap hissetmediğini fark ettiler. Atatürk, uyanır uyanmaz sadece “Bana ne oldu? Hiçbir şey bilmiyorum… Allah Allah, çok şey” gibi sözler söyleyerek yaşadığı durumu anlamaya çalıştı. Bu sözler, onun bilinçli olarak durumunu mantık çerçevesinde değerlendirdiğini ve fiziksel olarak herhangi bir acı hissetmediğini gösteriyordu. Eğer koma sırasında herhangi bir rahatsızlık duymuş olsaydı, doktorlar onu en ufak bir rahatsızlıktan korumak için çok daha dikkatli ve telaşlı davranmak zorunda kalacaklardı.

Günlük Tedavi ve Sıvı Uygulamaları

Perşembe günü sabah saat 8.30 civarında Atatürk’ün yanında doktorlar Akil Muhtar, Mehmed Kâmil, Abravaya ve yazar bulunuyordu. Bu sırada tekrar serum gli

H12, H24, H33, H42

29 Haziran 1934 – Dolmabahçe Sarayı Ziyareti

29 Haziran 1934’te Gazi Mustafa Kemal Paşa, öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı’na giderek burada resmi temaslarda bulunmuştur. Saray ziyareti, hem gündelik işleri takip etmek hem de resmi misafirleri kabul etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaret, sarayın devlet işlerinde merkezi bir rol oynadığını göstermektedir.

30 Haziran 1934 – Misafir Kabulü

30 Haziran günü Gazi, öğleden sonra motörle Beylerbeyi’nden Dolmabahçe Sarayı’na geçerek misafirlerini kabul etmiştir. Bu görüşmeler, devletler arası ilişkilerin güçlendirilmesi ve Türkiye’nin diplomatik ağırlığının pekiştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

1 Temmuz 1934 – İran Şahı Rıza Pehlevi ile Görüşme

1 Temmuz 1934’te öğleden sonra saat 15.00’te, Gazi refakatinde Başvekil İsmet Paşa, Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Bey ve Türkiye’nin Tahran Sefiri Enis B

H12, H24, H34, H42

Eylül 1928 – Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in İstanbul’daki Etkinlikleri

1-3 Eylül 1928: Deniz Gezileri ve Şehir Turları

1 Eylül 1928 tarihinde Gazi Mustafa Kemal, Ertuğrul Yalı’sı ile Çanakkale ve Hırkasına doğru bir deniz gezisine çıkmıştır. Bu gezinin haberleri gazetelerde yeni Türk harfleri ile yayımlanmış ve halk tarafından büyük ilgi görmüştür. 2 Eylül’de Gazi, şehirde otomobille dolaşarak halkı selamlamış ve vatandaşlarla doğrudan iletişim kurmuştur. 3 Eylül’de ise Karadeniz üzerinden Ankara’ya hareket edeceği haberi medyada duyurulmuştur. Bu geziler, hem halkla yakın temas kurmak hem de Cumhuriyet’in modernleşme ve ulaşım projelerini gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir Sofia City Tour.

11 Eylül 1928: Güllhane Parkı ve Topkapı Sarayı

11 Eylül’de Gazi Mustafa Kemal, Güllh

H15, H22, H35, H42

Büyükada’da İstikbal Hazırlıkları

Gazi Paşa Hazretlerine arz-ı tazimat etmek üzere görevlendirilen heyetleri taşıyan Seyr-i Sefain İdaresi’ne ait “Burgaz” vapuru, Büyükada İskelesi’ne yanaşmıştı. Vapurun her iki yanında büyük levhalar bulunuyor ve bu levhalarda açıkça “İstanbul Şehremaneti” ibaresi yer alıyordu. Bu manzara, törenin resmî ve ihtişamlı havasını daha vapur yanaşır yanaşmaz hissettiriyordu.

Bu sırada, Bahriye’ye ait gemilerin İzmit’ten belirlenen saatten biraz geç ayrıldığı yönünde söylentiler yayılmaya başladı. Ancak bu gecikme söylentileri, Büyükada’daki coşkuya ve heyecana gölge düşürmedi. Aksine, bekleyiş uzadıkça halkın ilgisi ve merakı daha da arttı City Tour Istanbul.

Ada Sahillerinde Büyük Kalabalık

Büyükada sahilleri, iskele ve iskeleye yakın gazinolar hınca hın

H15, H23, H34, H42

Vicdani Ataseven’in Eğitim Hayatı ve Çocukluk Yılları

Vicdani Ataseven, küçük yaşlarda zekâsı ve çalışkanlığı ile mahallenin ileri gelenlerinin dikkatini çekti. Mahalle ileri gelenleri, onu Bahriye Hastanesi civarındaki Numune Mektebi’ne kaydettirdiler. Kısa süre sonra mektebin başöğretmeni, Vicdani’nin yeteneğini fark etti ve onu daha iyi bir mektebe yönlendirmeyi düşündü. Ancak bu sırada Balkan Harbi sona ermiş ve ailesi ile birlikte Büyükçekmece’ye dönmek zorunda kalmıştı.

Vicdani’nin üvey ağabeyi, onun hızlıca bir iş sahibi olmasını düşündüğünden, Vicdani’yi kahveci yanına çırak olarak yerleştirdi. Genç Vicdani, uykusunu ve boş zamanlarını kitaplarına ayırarak çalışmaya devam etti. Daha sonra ağabeyinin tayini ile Çatalca’ya dönmek zorunda kaldı. İstanbul’un eski Şehremini Haydar Bey’in desteğiyle, Kastamonu Sultanisi’ne kaydettirilmesi sağlandı. Bu sayede Vicdani, eğitimine devam etme fırsatı buldu

H15, H21, H35, H42

Salâhaddin Enis Atabeyoğlu: Gazetecilik ve Yazarlık Hayatı

Salâhaddin Enis Atabeyoğlu, Türk edebiyatı ve basın tarihinde önemli bir isim olarak yer alır. 1912 yılında Tanin Gazetesi’ne girerek gazetecilik hayatına başlamış ve yaklaşık on yıl boyunca Babıâliye’de görev yapmıştır. Ardından sırasıyla İkdam, İleri, Vakit, Son Saat, Payitaht, Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde çalışmıştır. Ölümüne kadar, yani 1942 yılına kadar Son Posta gazetesinde yazı işleriyle ilgilenmeye devam etmiştir.

Mütareke yıllarında “Kaplan” adlı bir mecmua yayımlamış olan Enis, bu yayını sansür baskıları nedeniyle kapatmak zorunda kalmıştır. Buna rağmen, İstanbul basınına yaklaşık otuz yıl boyunca muhabir, muharrir, yazı işleri müdürü ve patron olarak emek vermiştir. Bu uzun süreli çalışmaları sayesinde gazetecilik alanında da saygın bir isim haline gelmiştir Rose Festival Tour.

H11, H25, H34, H42

Muhabbetnâmelerin Dili ve Anlamı

Metinde sözü edilen muhabbetnâme, manzum yani şiirli bir anlatım biçimidir. Lady Mary Montagu’ya göre bu tür yazılar, Türk toplumunda özellikle erkekler tarafından çok yaygın biçimde kullanılmıştır. Hatta yazar, Türk erkeklerinin bu tür muhabbetnâmelerde kullanılmak üzere adeta bir milyon mısraya sahip olduğunu söyler. Doğadaki hemen her unsur — renkler, çiçekler, otlar, meyveler, taşlar, tüyler — özel bir anlam yüklenerek dizelere dönüştürülmüştür.

Bu yöntemle, tek damla mürekkep kullanmadan serzenişte bulunmak, dostluk ya da aşk mesajları göndermek, hâl hatır sormak, hatta uzun haberler iletmek mümkün olmuştur. Yani gündelik hayatın içindeki sıradan nesneler, duyguların ve düşüncelerin gizli bir dili hâline gelmiştir Daily Ephesus Tours.

Gizli Buluşmalar ve

H13, H22, H34, H42

Tebrizin Hamamları

Tebriz şehri, temizlik ve ferahlığıyla meşhur hamamlarıyla tanınır. Toplam yirmi bir güzel hamam vardır. Her birinde bir veya iki Şâfiî havuzu, geniş yarım sofa bölümleri ve selsebil şadırvanları bulunur. Bu hamamlar tatlı suları, temiz havaları ve zarif yapılarıyla şehrin en gözde mekânlarıdır.

Hamamların tellakları iffetli, düzenli ve işinde ustadır. Bazı hamamlar, güzel yüzlü gençlerin hizmetiyle de dikkat çeker. En bilinen hamamlar arasında Sultan Haşan Hamamı, Peşi Köşk Hamamı, Lusar Hamamı, Cihan Şah Camii yakınındaki Cihan Şah Hamamı, Mırmır Mahallesi Hamamı, Zerçü Kapısı Hamamı, Pülbağ Kapısı Hamamı, Şütürban Mahallesi Hamamı, Rey Kapısı Hamamı, Hıyaban Hamamı ve Sürhâb Mahallesi Hamamı yer alır Tours Sofia.

Bu hamamların hepsi hem suyu hem havası bakımında

Scroll to Top