I14

I14, I21, I33, I42

Atatürk Bulvarı ve Şehrin Modernleşmesi

Şehrin ortasından geçen Atatürk Bulvarı, İstanbul’un ulaşım ve imar planları açısından büyük bir dönüm noktasıdır. Bu esaslı yol açıldıktan sonra, bulvarın çevresinde yapılacak yeni imar, düzenleme ve güzelleştirme çalışmalarına başlanmıştır. Amaç, İstanbul’u on yıl içinde muhteşem bir mamure haline getirmek ve şehrin çağdaş bir yapıya kavuşmasını sağlamaktır. Bu hedef, büyük bir azim ve yorulmaz bir gayretle takip edilmektedir.

Marmara Kıyıları ve Yenikapı

Atatürk Bulvarı’nın tamamlanmasıyla birlikte, Marmara Denizi kıyılarının Yenikapı merkezinden başlayarak Sarayburnu ve Yedikule’ye kadar uzanan bölümlerinin imar ve düzenleme çalışmaları da mümkün hâle gelmiştir. Bu sayede kıyılar, hem estetik hem de kullanışlı bir yapıya kavuşacak ve İstanbul’un ulaşım omurgası daha işlevsel bir hâl alacaktır. Bulvarın ikmali, bu bölgeye yapılaca

I14, I24, I32, I44

Atatürk’ün İstanbul’dan Ebedi Ayrılışı

Tarih 10 Kasım 1938… Aziz ve ebedi şefimiz Atatürk, İstanbul’dan bir daha dönmemek üzere ayrıldı. Cumhuriyetin kurucusu, bütün bir milletin kalbinde taht kurmuş lider, ebediyen bizlerden uzaklaştı. İstanbul halkı bu elim olayı büyük bir üzüntüyle karşıladı; Atatürk’ün mukaddes naaşını günlerdir adeta bir hac merasimi gibi tavaf ediyorlardı. İnsanlar, ölüm gerçeğini bir türlü kabullenemiyor, tabutuna sarılarak son kez ona dokunmaya çalışıyor, ipek bayrağa yüzlerini sürerek içlerindeki derin acıyı ifade ediyorlardı.

Özellikle evvelki gece İstanbul, tarih boyunca benzeri görülmemiş bir yoğunluk ve üzüntü yaşadı. Şehir, gece yarısına doğru her zamanki sessizliğinden uzaklaşmış, caddeler ve geçit yerleri insan seliyle dolmuştu. Atasını son kez görmek isteyen İstanbullular, kaldırımlarda ve geçit yollarında bir araya gelmiş, saatler ilerledikçe kalabalık daha da yoğunlaşmıştı. Bu manzara

I14, I21, I34, I41

Hatay Dâvası ve Gelen Telgraflar

29 Ocak 1937 tarihinde Hatay dâvasının olumlu sonuçlanması üzerine, Türkiye’nin dört bir yanından Atatürk’e on binlerce telgraf gelmiştir. Bu yoğun ilgi ve tebrik dalgası, Atatürk’ü derinden etkilemiş ve Anadolu Ajansı aracılığıyla millete teşekkürlerini iletmiştir. Bu olay, Hatay meselesinde Türk halkının büyük bir heyecan ve milli duygularla süreci takip ettiğini göstermektedir.

Şubat 1937 – Florya ve Dolmabahçe Ziyaretleri

19 Şubat 1937’de Atatürk, öğleden sonra Florya’ya giderek deniz köşkünde kısa bir istirahat yapmış ve etrafla küçük bir gezintiden sonra saat 17:00’de Dolmabahçe Sarayı’na dönmüştür.

20 Şubat 1937’de ise Hariciye Vekili Dr. Tevfik Rüştü Aras, Hatay işi için Cenevre’ye gitmek üzere Ankara’dan gelen Hariciye Vekâleti Kâtibi Numan Menemencioğlu ile birlikte Başvekil İsmet İnönü’yü ziyaret etmiş, ardından üç devle

I14, I21, I35, I44

18–24 Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in Deniz Gezileri ve Yalova Ziyareti

Seyyar Deniz Hamamı

Reisi Cumhur için Seyrisefain fabrikasında özel bir seyyar deniz hamamı yaptırılmıştır. Bu hamam, Haliç’ten çıkarılarak Ertuğrul yatının yanına, Dolmabahçe Sarayı karşısına bağlanmıştır. Hamamın içi kumla döşenmiş ve yüzücünün akıntıya kapılmaması için tel kafesle korunmuştur. Ayrıca bu deniz hamamı, bir römorkörle istenilen yere taşınabilecek şekilde tasarlanmıştır. Böylece Gazi, güvenli ve konforlu bir şekilde deniz keyfi yapabilmektedir.

18 Ağustos 1929: Boğaziçi Gezisi

18 Ağustos’ta Gazi, Sakarya Motoru ile Boğaziçi’nde bir deniz gezisi yapmıştır. Bu geziler, hem halkla temas hem de İstanbul’un eşsiz manzarasını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.

19 Ağustos 1929: Yalova Ziyareti

19 Ağustos günü Gazi, refakatindekilerle birlikte Ertuğru

I14, I24, I31, I44

Milletin Sarayı

Gazi Paşa Hazretleri konuşmasının bu bölümünde, sarayın artık geçmişte olduğu gibi bir zümrenin ya da şahısların değil, doğrudan doğruya milletin evi olduğunu güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Bu sarayın, bir zamanlar “zıllullah” olarak anılanların değil, gerçeğin ve egemenliğin sahibi olan milletin sarayı olduğunu ifade etmiş, bu sözleri salonda uzun süre devam eden alkışlarla karşılanmıştır. Gazi Paşa, burada bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, kendisini milletin bir ferdi olarak bu mekânda görmekten büyük bir bahtiyarlık duyduğunu belirtmiştir.

İstanbul’a Duyulan Sevgi ve Umut

Gazi Paşa, İstanbul’un eşsiz güzellikleri ve İstanbul halkının samimi ilgisi içinde geçireceği günlerin kendisi için unutulmaz hatıralar bırakacağına olan inancını dile getirmiştir. Bu günlerin aynı zamanda kendisine yeni ve verimli ilhamlar vereceğini söylemiş, b

I14, I22, I31, I45

Atâ Tarihi ve Önemi

Atâ Tarihi, halk arasında Enderun Tarihi olarak da bilinir. Eser, İstanbul sarayının Enderun teşkilâtını ve Enderun’dan yetişmiş devlet adamları ile şairlerin yaşamlarını anlatır. Beş ciltlik bu büyük eser, Tayyârzâde Ahmed Ağa tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, o dönemin saray hayatı ve devlet düzeni hakkında önemli bilgiler içerir ve matbu olarak basılmıştır.

Eserin orijinal kısmı, yazarın kendi gözlemleri ve babasından naklen aktardığı bilgilerden oluşur. Bu nedenle İstanbul tarihi bakımından büyük değere sahiptir. 1874-1876 yılları arasında Şeyh Yahyâ Efendi ve Basiret Matbaası tarafından basılmıştır.

Birinci Cildin İçeriği

Birinci cilt, eser içinde en önemli bölümdür ve başlıca konular şunlardır:

Sarayların kuruluşu: Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’daki eski ve yeni sarayları inşa etmesi; İkinci Bayezıt’ın Topkapı Sara

I14, I25, I32, I43

Cem Atabeyoğlu ve Salâhaddin Enis’in Vefatı

İstanbul basınının genç kuşağı arasında erdemli, dürüst ve temiz ruhlu bir isim olarak tanınan Cem Atabeyoğlu, gazetecilikte yetişmesinde büyük rol oynayan baba dostu Cevad Fehmi Başkul’dan rehberlik görmüştür. Bu süreçte Başkul, Ata­beyoğlu’na hem mesleki bilgi hem de ahlaki değer kazandırmış, ona unutulmaz bir örnek olmuştur.

Salâhaddin Enis ise 1942 yılı Haziran ayında yakalandığı zatürre hastalığı nedeniyle yaşamını yitirmiştir. 11 Haziran 1942’de Cağaloğlu’ndaki evinde vefat eden Enis, Feriköy Mezarlığı’nda “Salâhaddin Enis Atabeyoğlu – 1892-1942” yazılı mütevazı bir taşın altında ebedi uykusuna çekilmiştir.

Reşid Safvet Atabinen’in Hayatı

Reşid Safvet Atabinen, muharrir, diplomat ve Türkiye Otomobil ve Turing Kurumu Reisi olarak tanınmış bir İstanbullu’dur. 4 Eylül 1884’te Sarıyer’de, anne tarafından büyükbabası Bede

I14, I23, I32, I43

1947 Yılında Gençler Arasında Bir Aşk Mektubu

Genç Aşıkların Hikâyesi

1947 yılında, on beş-on altı yaşlarındaki Yakub isimli bir şerbetçi çırağı, aynı yaştaki Şükran adında bir zarfcı-kutucu çırağına bir aşk mektubu göndermiştir. Bu mektup, ansiklopedinin yazı ekibinden Burhan Ülker’in armağanı olarak arşivimize girmiştir. Mektup, dönemin gençleri arasında geçen şirin bir aşk hikâyesini ve günlük yaşam sahnesini tasvir etmektedir.

Mektubun Gönderilme Anı

Yazara göre, haziran ayının tatlı bir ikindi vaktinde Yakub, kırmızı peştemali beline kuşak gibi dolamış, beyaz mintan ve açık mavi kısa pantolon giymiş, çıplak ayaklı bir gençtir. Ayak bileklerine kadar kısa gelen pantolonuyla, terlik yerine basık yemeni giymiştir. Sırtında kolları dirsek hizasında kıvrılmış mintanı, büyük parmaklı elleri ve hırçın bakışlarıyla oldukça dikkat çekicidir.

Yakub,

I14, I24, I33, I41

Aşura Gününde Tebrizde Yapılan Büyük Tören

Tebriz halkı için Aşura Günü çok özel ve duygulu bir gündür. Bu günde herkes, özellikle ileri gelenler, Hz. Hüseyin’in ruhu için su dağıtır. Ellerine kırbalarını (su tulumlarını) alır, utanmadan ve çekinmeden kalabalığın arasında dolaşarak susamışlara su verirler. Bu hareket, Kerbelâ çölünde susuz bırakılan Hz. Hüseyin ve ailesine bir vefa göstergesi olarak kabul edilir.

Tebriz Hanı’nın Kurduğu Büyük Meclis

O günün en dikkat çekici olayı, Tebriz Hanı’nın büyük çadırında kurulan meclistir. Han, süslü otağını Çevgan Meydanı’na kurar ve çevresine Tebriz’in ileri gelenleri diz dize otururlar. Burada “Maktelü’l-Hüseyn” adı verilen, Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilişini anlatan eser okunur. Bu tören, Anadolu’da Mevlid-i Nebî’nin okunmasına benzer bir şekilde, saygı ve huşû içinde gerçekleştirilir

Scroll to Top