I25

I11, I25, I32, I41

Atatürk Bulvarı ve Tarihi Yıkımlar

Atatürk Bulvarı ve eski Mustafa Kemal Caddesi projeleri hazırlanırken bazı tarihi eserler ne yazık ki yıkılmıştır. Bunlar arasında Azepler Camii, Azepler Hamamı, Sekbanbaşı Mescidi, Kırkçeşmeler, Revnîçelebl Mescidi, Çandarlı İbrahimpaşa Hamamı ve Gürcü Mehmedpaşa yer almaktadır. Bu eserler, İstanbul’un tarihî dokusunun önemli parçalarıydı ve bulvarın genişletilmesi için maalesef ortadan kaldırılmıştır.

Açılış Töreni ve Nutuk

Atatürk Bulvarı’nın açılış töreninde İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Dr. Lütfi Kırdar bir nutuk vermiştir. Konuşmasında şunları ifade etmiştir:

“Aziz ve muhterem arkadaşlar, Türk milletinin Ebedi Şefi, eşsiz kahraman Atatürk’ün yüce adını taşıyan bu bulvarın son kısmını ikmal etmiş bulunuyoruz. Şehrin Marmara kıyılarını Haliç sahillerine ve oradan da Gazi Köprüsü ile Beyoğlu’na bağlayan bu yeni yol, İs

I15, I25, I31, I43

Atatürk’ün Huzurunda Yabancı Liderler ve Halkın Matem Günü

Atatürk’ün cenaze törenine dünya çapından birçok lider ve misafir katıldı. Eski Afgan Kralı Amanullah bile, saygısını sunmak için Türkiye’ye gelmişti. Kral, Atatürk’ün huzuruna yaklaşırken gözlerindeki heyecan ve saygı ile adeta titreşiyor, neredeyse sendeleyerek ilerliyordu. Nihayet tabutun yanında durdu, ipek bayrağın ve büyük liderin manevi varlığının önünde saygıyla eğildi. Namaz kılan bir mümin gibi rükû edercesine selam verdi ve sonra gözlerinde yaşlarla sessiz kalabalığın arasına karıştı.

Atatürk’ün ölümü, sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında yankı buldu. Londra’dan Pekin’e, New York’tan Transval’e kadar milyonlarca insanın sevgisi ve ilgisi Atatürk’ün üzerinde yoğunlaştı. Onun ölmediği, manevi varlığının hâlâ yaşadığı hissi, katılanların kalplerine teselli verdi. Bu büyük liderin bıraktığı etki ve sevgiyi görmek, insanlara bir nebze olsun rahat

I15, I25, I35, I44

5–21 Eylül 1935 – Başbakan Ziyareti ve Ankara Dönüşü

5 Eylül 1935’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk, diş tedavisi gören Başbakan İsmet İnönü’yü Heybeliada’daki evinde ziyaret etmiştir. Bu ziyarette Atatürk, geç vakte kadar İnönü’nün yanında kalarak hem dostane sohbetlerde bulunmuş hem de devlet işleri üzerine kısa değerlendirmelerde bulunmuştur.

21 Eylül 1935’te ise Atatürk, Başbakan İsmet İnönü ve İstanbul’da bulunan bazı bakanlarla birlikte hususi trenle Ankara’ya dönmüştür. Yolculuk, hem İstanbul’dan ayrılma hem de Ankara’ya dönüş için resmi bir program kapsamında gerçekleşmiştir.

17–28 Mayıs 1936 – İstanbul Ziyareti ve Harp Akademisi Tatbikatı

17 Mayıs 1936’da Atatürk İstanbul’a gelmiş ve geleneksel merasimle vilayet hududunda karşılanmıştır.

28 Mayıs 1936’da Harp Akademisi tarafından düzenlenen tümen tatbikatını incelemek üzere sahaya gitmiştir. Sabah erken saatlerde başlay

I11, I25, I33, I45

11–16 Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in İstanbul’daki Etkinlikleri

11 Ağustos 1929: Radyo ve Saray Etkinlikleri

11 Ağustos 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, İstanbul’daki radyo yayınları hakkında önemli bir not yer almıştır. Üsküdar Musiki Heyeti ve orkestrasının çaldığı eserlerin, halk tarafından büyük ilgi gördüğü belirtilmiştir. Gazete, Reisi Cumhur’un halkla olan temasının ve etkinliklerin yoğunluğunun altını çizmiştir. Bu dönemde radyo aracılığıyla halkla iletişim, Gazi’nin modernleşme vizyonunun önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır.

12 Ağustos 1929: Gece Ziyareti ve Saraya Dönüş

12 Ağustos gecesi Gazi, Tarabya’daki Tokatlıyan Oteli’nde bir süre kalmış, ardından saat 23:00 civarında Dolmabahçe Sarayı’na dönmüştür. Bu ziyaretler, hem İstanbul halkı ile birebir temas kurmak hem de şehrin farklı bölgelerinde halkın coşkusunu gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.

I13, I25, I34, I41

Gazi Paşa’nın Tarihî Nutku

Gazi Paşa Hazretleri, konuşmasına İstanbul halkını, şehirdeki cemiyetleri ve kendisini karşılayan bütün resmî ve sivil heyetleri selamlayarak başladı. Bu karşılamadan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eden Gazi Paşa, kendisine gösterilen içten ilgi ve sevginin, bugün açıkça görülen parlak tezahürlerinden derin şekilde etkilendiğini söyledi. Samimi duygularla teşekkür ettiğini özellikle vurguladı.

Sekiz Yıllık Ayrılığın Ardından

Gazi Paşa, İstanbul’dan ayrılışının üzerinden sekiz yıl geçtiğini hatırlatarak, bu sürenin hicran ve hasretle dolu anlarla daha da uzun hissedildiğini dile getirdi. Bu ayrılığın, hem kendisi hem de İstanbul halkı için büyük bir özlem yarattığını belirtti. İstanbul’un kendisinde uyandırdığı bu derin duyguların büyüklüğünün kolayca anlaşılabileceğini söyledi.

İstanbul’un Türk Milleti

I14, I25, I32, I43

Cem Atabeyoğlu ve Salâhaddin Enis’in Vefatı

İstanbul basınının genç kuşağı arasında erdemli, dürüst ve temiz ruhlu bir isim olarak tanınan Cem Atabeyoğlu, gazetecilikte yetişmesinde büyük rol oynayan baba dostu Cevad Fehmi Başkul’dan rehberlik görmüştür. Bu süreçte Başkul, Ata­beyoğlu’na hem mesleki bilgi hem de ahlaki değer kazandırmış, ona unutulmaz bir örnek olmuştur.

Salâhaddin Enis ise 1942 yılı Haziran ayında yakalandığı zatürre hastalığı nedeniyle yaşamını yitirmiştir. 11 Haziran 1942’de Cağaloğlu’ndaki evinde vefat eden Enis, Feriköy Mezarlığı’nda “Salâhaddin Enis Atabeyoğlu – 1892-1942” yazılı mütevazı bir taşın altında ebedi uykusuna çekilmiştir.

Reşid Safvet Atabinen’in Hayatı

Reşid Safvet Atabinen, muharrir, diplomat ve Türkiye Otomobil ve Turing Kurumu Reisi olarak tanınmış bir İstanbullu’dur. 4 Eylül 1884’te Sarıyer’de, anne tarafından büyükbabası Bede

I11, I25, I34, I42

Vşnanyan Geçmişin Önde Gelen Ermeni Sarraflarından

Vşnanyan, geçen asrın tanınmış Ermeni sarraflarından biridir. Eğinli Aşnanyan ailesinin soyundan gelir ve muhtemelen Mıkırdiç Aşnan’ın oğludur. 1842 yılında kurulan Anadolu Kumpanyası’nın ilk üyelerinden biri olmuştur. Aynı yıl Kasım ayında Patrikhanede yapılan bir meclis toplantısının ardından, fakirler, yetimler ve dullar teşkilâtının başına getirilmiştir.

Vşnanyan, 1853, 1855 ve 1856 yıllarında Patrikhane Cismânî Meclisi’ne üye olarak seçilmiştir. 1883’te Ermeni cemaatinin yeni nizamnamesinin icra komisyonunda, 1869’da ise Patrikhane Ruhani ve Cismani Meclislerine üye olarak görev yapmıştır. 1845 yılında inşa edilen Kandilli Ermeni Kilisesi, onun hayırseverliği sayesinde tamamlanmıştır ve günümüzde de bu çabanın bir eseri olarak değerlendirilmektedir Guided Tour Ephesus.

I12, I25, I35, I44

Tebrizin Bereketli Meyveleri

Tebriz, bereketli toprakları ve verimli havasıyla her tür meyvenin yetiştiği bir diyardır. Şehirde binlerce çeşit meyve bulunur. En meşhurları arasında Necm-i Halef armudu, Peygamber armudu, Sibet Milânî elması, tatlı zerdali (kayısı), Necm-i Ahmedî üzümü, ufak üzüm, razakı, melikî, tabarze, Hızire-i Mecdeddin, bakran, sarı alûs (erik) ve kadınlar armudu sayılabilir.

Bu meyvelerin tadı öyle güzeldir ki, rivayete göre Şam’da bile bu kadar çeşit bulunmaz. Sadece bazıları İstanbul pazarlarında görülebilir. Tebriz’in iklimi meyvelere özel bir lezzet verir; suları tatlı, toprakları bereketlidir. Bu yüzden meyveler hem iri hem kokuludur. Yazın şeftali, kayısı ve üzüm, kışın elma ve armut, halkın sofralarını süsler.

Lezzetli İçecekler ve Şerbetler

Tebriz halkı, meyvelerden elde edilen içecekleriyle de meşhurdur. En beğenilen içecek, misket üzümünden yapılan

Scroll to Top