I45

I12, I23, I31, I45

Atatürk Bulvarı Aksaray Bölgesi

Atatürk Bulvarı’nın Aksaray hududuna ulaşıldığında, sol tarafta ikişer, dörder ve altışar katlı kârgir ve beton apartmanlar sıralanmaktadır. Bu binalar arasında Kızılkılıç Apartmanı ve Yayla Apartmanı öne çıkar. Bu büyük yapılar, bulvarın estetiğine katkıda bulunurken, inşası ve genel bakımı için belediyeye yaklaşık üç milyon lira masraf yapılmıştır. Bulvarın binalarla süslenmesi ve düzenlenmesi projesi hazırlanırken bazı eski yapılar yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

Kavşaklar ve Tarihi Yapılar

Bulvarın Aksaray Tramvay Caddesi ile kesiştiği kavşakta, sağ köşede Pertevniyal Validesultan Camii, sol köşede ise eski Vardar Yeni Bulvar Kıraathanesi yer almaktadır. Aksaray Caddesi’ni geçince sağ köşede Pertevniyal Valide Türbesi görülür. Türbenin az ilerisinde, yeni yapılmış olan Aksaray P.T.T. binası bulunur. Bu bina, Atatürk Bulvarı i

I11, I22, I33, I45

Atatürk’ün Son Yolculuğu

İstanbul Sokakları ve Saray Hazırlıkları

10 Kasım 1938 sabahı, İstanbul’un caddeleri insan seliyle dolmuştu. Saat dörtten itibaren halk, Atatürk’ü son kez görmek için sokağa çıkmıştı. Kucağında iki aylık bebeğiyle anneler, güçlükle yürüyen yaşlılar, Cumhuriyeti emanet aldığı gençler… Herkes o gecede uykusuz kalmış, Atatürk’le veda edebilmek için caddelere dizilmişti. Yağmur çiselemeye başlayınca bazıları şemsiyelerinin altında toplandı, bazıları mangal etrafında ısınmaya çalıştı, bazıları ise kaldırım kenarlarına siper olarak ayakta bekledi. Herkesin tek amacı vardı: Atatürk’ü bir kez daha selâmlamak ve ona saygı göstermek.

Ertesi sabah, 11 Kasım 1938’de, güneşin ilk ışıkları İstanbul’u aydınlatmaya başlarken halk hâlâ Atasını bekliyordu. Dolmabahçe Sarayı’nda hazırlıklar sessiz ve saygılı bir şekilde yürütülüyordu. Saat yedi c

I13, I23, I32, I45

3 Ağustos 1936 – Florya’ya Gidiş

3 Ağustos 1936 tarihinde Atatürk, İstanbul’dan Ertuğrul Yatı ile hareket ederek Heybeliada ve Akayla üzerinden Florya’ya geçmiştir. Refakatinde Dahiliye Vekili Şükrü Kaya ve diğer devlet adamları bulunmaktaydı. Yolculuk sırasında, Londra Büyükelçisi Fethi Okyar ile vedalaşmış ve Büyükada’dan geçerek yanındakilerle birlikte Florya’ya ulaşmıştır. Bu yolculuk, hem resmi hem de dinlenme amacı taşımaktaydı.

10 Ağustos 1936 – Moda Kulübü Balo Töreni

10 Ağustos 1936 akşamı Atatürk, Moda Kulübü’nün Ege Vapuru’nda düzenlediği baloyu teşrif etmiştir. Baloya, refakatinde bulunan Başvekil İsmet İnönü, İktisat Vekili Celâl Bayar, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu, Londra Büyükelçisi Fethi Okyar ve Bükreş Elçisi Hamdullah Subhi Tannöver katılmıştır. Atatürk ve devlet adamları Ege’ye Ertuğrul Yatı ile gelmiş, baloda hem eğlenmiş he

I11, I25, I33, I45

11–16 Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in İstanbul’daki Etkinlikleri

11 Ağustos 1929: Radyo ve Saray Etkinlikleri

11 Ağustos 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, İstanbul’daki radyo yayınları hakkında önemli bir not yer almıştır. Üsküdar Musiki Heyeti ve orkestrasının çaldığı eserlerin, halk tarafından büyük ilgi gördüğü belirtilmiştir. Gazete, Reisi Cumhur’un halkla olan temasının ve etkinliklerin yoğunluğunun altını çizmiştir. Bu dönemde radyo aracılığıyla halkla iletişim, Gazi’nin modernleşme vizyonunun önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır.

12 Ağustos 1929: Gece Ziyareti ve Saraya Dönüş

12 Ağustos gecesi Gazi, Tarabya’daki Tokatlıyan Oteli’nde bir süre kalmış, ardından saat 23:00 civarında Dolmabahçe Sarayı’na dönmüştür. Bu ziyaretler, hem İstanbul halkı ile birebir temas kurmak hem de şehrin farklı bölgelerinde halkın coşkusunu gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.

I12, I21, I33, I45

Rıhtım Kapısındaki Karşılama Hazırlıkları

Dolmabahçe Sarayı’nın rıhtım kapısına çıkan merdivenler, büyük bir özenle hazırlanmıştı. Saray bahçesinden toplanan taze papatya çiçekleri, merdiven basamaklarına serilmiş ve Gazi Paşa Hazretleri’nin basarak geçeceği zemine çiçeklerle “Hoş geldiniz” yazısı oluşturulmuştu. Bu zarif hazırlık, hem duyulan sevginin hem de gösterilen saygının anlamlı bir ifadesiydi.

Çiçek Takdimi ve İlk Karşılama

Karşılama sırasında, Binbaşı Mehmed Ziya Bey’in kızı Nermine Hanım ile Hasan Rıza Bey’in kızı Adalet Hanım, Gazi Paşa Hazretleri’ne iki buket çiçek takdim ettiler. Bu an, törene duygusal bir hava katmış ve orada bulunanlar tarafından büyük bir ilgiyle izlenmiştir.

Gazi Paşa ve Refakat Heyeti

Gazi Paşa Hazretleri ile birlikte Gaziantep Mebusu Kılıç Ali, Bozok Mebusu Salih Bey ve Sinop Mebusu Recep Zühdü Bey de “Nil”

I14, I22, I31, I45

Atâ Tarihi ve Önemi

Atâ Tarihi, halk arasında Enderun Tarihi olarak da bilinir. Eser, İstanbul sarayının Enderun teşkilâtını ve Enderun’dan yetişmiş devlet adamları ile şairlerin yaşamlarını anlatır. Beş ciltlik bu büyük eser, Tayyârzâde Ahmed Ağa tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, o dönemin saray hayatı ve devlet düzeni hakkında önemli bilgiler içerir ve matbu olarak basılmıştır.

Eserin orijinal kısmı, yazarın kendi gözlemleri ve babasından naklen aktardığı bilgilerden oluşur. Bu nedenle İstanbul tarihi bakımından büyük değere sahiptir. 1874-1876 yılları arasında Şeyh Yahyâ Efendi ve Basiret Matbaası tarafından basılmıştır.

Birinci Cildin İçeriği

Birinci cilt, eser içinde en önemli bölümdür ve başlıca konular şunlardır:

Sarayların kuruluşu: Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’daki eski ve yeni sarayları inşa etmesi; İkinci Bayezıt’ın Topkapı Sara

I11, I22, I31, I45

Reşid Safvet Atabinen’in Mesleki Hayatı

Reşid Safvet Atabinen, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun uzun yıllar başkanlığını yapmış, aynı zamanda Milletlerarası Olimpiyat Komitesi üyesi olarak da görev almış bir isimdir. Yaklaşık 40 yıl boyunca yayımlanan Economiste d’Orient mecmuasının başmuharriri ve müesseselerinden biri olarak Türk basınına önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca, Türk Tarih Kurumu üyesi olarak da tarih ve kültür çalışmalarına destek vermiştir.

İstanbul Kültürüne Katkıları

Meşrutiyet döneminde kurulan ve 1915 yılından sonra faaliyetini durduran İstanbul Muhibleri Cemiyeti, Reşid Safvet Atabinen tarafından “İstanbul’u Sevenler Grubu” adı altında yeniden canlandırılmıştır. Bu grup aracılığıyla, İstanbul’daki büyük ve küçük ölçekli tarihi yapıların korunması, onarımı ve durumlarının tespiti konusunda çalışmalar yürütülmüştür. Atabinen’in bu gayreti, şehrin

I15, I24, I33, I45

Eski Bir Muhabbet Yazışmasının Düzeltilmiş Metni

Giriş Osmanlı Dönemi Mektup Üslubu

Osmanlı dönemine ait mektuplar, sadece birer haberleşme aracı değil, aynı zamanda duygu, edep ve sosyal ilişkilerin aynasıdır. Bu mektuplarda kullanılan dil, günümüz Türkçesine göre oldukça ağır ve dolaylıdır. Aşağıdaki metin, Mukaddes Hanım ile Vasfi Bey arasında geçen yazışmalardan örnekler sunar. Metin, anlamı korunarak sadeleştirilmiş ve günümüz okuyucusunun rahatça anlayabileceği hâle getirilmiştir Guided Tour Ephesus.

Mukaddes Hanım’dan Vanlı Bey’e Mektup

Mukaddes Hanım, bu mektubunda kendisine gösterilen ilgi ve nezaket için teşekkür etmektedir. Yazının ana duygusu, memnuniyet ve karşılık verme isteğidir.

Mukaddes Hanım şöyle demektedir:

“Kıymetli efendim, lü

I15, I23, I31, I45

Yakup Şah Bağı Cennetten Bir Köşe

Bu bağ, sanki yeryüzünde eşi olmayan bir cennet bahçesi gibidir. Güzelliği, düzeni ve ferahlığıyla felekte benzeri yoktur. Rivayete göre bu bağın bu kadar bakımlı kalmasının sebebi, Sultan III. Murad’ın vezirlerinden Koca Ferhad Paşa’dır. Tebriz valiliği yaptığı dönemde, bu Yakup Şah Bağı’nın havasını ve suyunu çok beğenmiş; burada çeşitli köşkler, dinlenme yerleri, gölgelikler ve süslü odalar yaptırmıştır.

Zamanla bağ o kadar güzelleşmiştir ki, Sultan IV. Murad Tebriz’i fethettiğinde, bu cennet misali bahçenin zarar görmemesi için Çiftelerli Osman Ağa’yı buranın koruyucusu olarak görevlendirmiştir. Günümüzde bile bu yerin kalıntıları, eski bir gülistan bahçesinin izlerini taşır.

Bağın duvarında yazılı tarih beyti şöyleydi:

“Eyledi Ferhâd eyvân-ı Şîrîn.”

(Sene 983 / Miladi 1575)

Bu mısra, Ferhad Paşa’nın bu güzellikleri Şirin için

Scroll to Top