K12

K12, K23, K31, K45

Gazi Köprüsü ve Bulvarın Sağ Tarafı

Gazi Köprüsü’nden gelindiğinde Atatürk Bulvarı’nın sağ tarafında geniş bir kamyon parkı bulunmaktadır. Karşısında ise çarşı tipi dört blok baraka inşa edilmiştir. Ayrıca İstanbul İnşaat Limited Ortaklığı İş Hanı adı altında büyük bir iş hanının yapımı tamamlanmak üzeredir. Bu alan geniş bir arsa ile çevrilmiş ve üzerine “İnhisarlar Umum Müdürlüğü İnşaatı” levhası asılmıştır.

Yanında M. Karakollukçu’ya ait büyük bir inşaat malzeme deposu bulunmaktadır. Devamında Haydar Yazlık Sınaması ve büyük bir arsa yer alır. Daha sonra, alt katları dükkân olan işçi sigortaları blok apartmanları sıralanmıştır. Bu apartmanlardan birinin altına ise bir P.T.T. şubesi yerleştirilmiştir.

Bozdoğan Kemeri’nin ötesinde ise bulvar yeni bir tadilattan geçmektedir. Bu yolun, tarihî su kemerinden Yenikapı’ya kadar olan kısmı ile ilgili detaylar için İstanbul Ansiklopedisi’nde “

K12, K23, K34, K41

Atatürk’ün Tabutunun Sarayburnu Parkı’na Taşınışı

Bir süre sonra, tabutu takip eden öğrenciler parkın içine alındı. Saat on ikiyi geçmişti. Sarayburnu’nun her köşesinde bu merasimi izlemek için gelen yabancı sinemacılar ve fotoğrafçılar, deniz kıyısında çalışabilmek için yerlerini seçiyorlardı. Saat on ikiyi yirmi geçe, ellerinde yüzlerce çelenk taşıyan gençlik kafilesi göründü. Alayın önündeki birlikler Sarayburnu Parkı kapısından içeri girerken, yalnızca cenazenin bulunduğu top arabasını takip eden merasim katılımcıları, genç zabitler ve üniversite öğrencileri parkın içine alınabildi.

Beş dakika sonra, cenazeyi Ankara’ya götürmekle görevli merasim kumandanı Orgeneral Fahrettin Altay ile muavini General Cemil Cahid sahile ulaştılar. Az sonra, top arabasının üzerinde, şanlı Türk sancağına sarılmış Mukaddes tabut göründü. Top arabası, önceden hazırlanan masanın önünde durdu. Cenazeyi takip edenler, muhribe giden yolun iki tarafına dizi

K12, K24, K33, K42

Temmuz 1937 – Boğaziçi Ziyaretleri

28-29 Temmuz 1937 tarihlerinde Atatürk, otomobille Boğaziçi’ni dolaşarak Paşabahçe, Polonezköy ve Beykoz köylerini ziyaret etmiştir. Bu ziyaretlerde halkla yakın temas kurmuş, köylülerin sorunlarını dinlemiş ve samimi ilgisiyle dikkat çekmiştir. Özellikle Mustafa adında bir köylüye hediye ettiği sigara, Mustafa için unutulmaz bir hatıra olmuştur. Köylü, sigaranın kendisi tarafından hiç içilmeyeceğini, ancak hayatının sonuna kadar büyük bir değer olarak saklayacağını belirtmiştir. Atatürk, görevini titizlikle yapan kır bekçisinin çalışkanlığını da takdir ederek teşekkür etmiştir.

Ağustos 1937 – Sinan Köyü ve Trakya Manevraları

10 Ağustos 1937’de Atatürk, Sinan Köyü’nü ziyaret etmiştir. Köylüler Atatürk’e meyve ikram etmiş ve onu samimi dileklerle uğurlamışlardır: “İnşallah gene buyur, her zaman bekleriz.” Atatürk bu yakın ilgiden memnun olmuştur.

K12, K24, K34, K42

Gazi Mustafa Kemal’in Ağustos – Eylül 1930 Faaliyetleri

Yalova Ziyareti ve Dolmabahçe’ye Dönüş

1 Ağustos 1930 sabahı Gazi Mustafa Kemal, erkenden Yalova’ya gitmiştir. Burada kaldığı süre boyunca çeşitli işleri takip etmiş ve bölgenin gelişimi ile halkın ihtiyaçları hakkında direkt talimatlar vermiştir. 5 Ağustos 1930 günü saat 17:00’de, refakatinde Başvekil İsmet Paşa ve bazı mebuslar bulunduğu halde Ertuğrul Yatı ile Dolmabahçe Sarayı’na dönmüştür. Bu ziyaretler, Gazi’nin hem resmi görevlerini sürdürdüğünü hem de halkla ilişkilerini devam ettirdiğini göstermektedir.

İstanbul’da Halkla Buluşmalar

6 Eylül 1930’da Gazi, Başvekil İsmet Paşa refakatinde otomobille Beyoğlu, Halic’in karşı kıyısı, Eyüp, Edirnekapı ve Şehzadebaşı yollarını takip ederek Sarayburnu Parkı’na ulaşmıştır. Parkta yaklaşık on dakika dinlenmiş, halkın kendisini görenlerin gösterdiği coşkulu

K12, K25, K33, K44

Atâ Tarihi Osmanlı Tarihinin Kıymetli Kaynağı

Atâ Tarihi, Osmanlı saray hayatını, padişahları, şehzadeleri ve Enderun’dan yetişmiş şairleri konu alan önemli bir tarih kitabıdır. Eserin orijinal kıymetli bölümlerinden biri üçüncü cildidir.

Dördüncü cilt, 322 sahifeden oluşur ve Osmanlı padişahlarının, şehzadelerinin ve Enderun’dan yetişmiş şairlerin seçilmiş şiirlerini içerir. Bu bölüm, hem edebî hem de tarihî açıdan büyük bir değer taşır ve Osmanlı kültür hayatına ışık tutar.

Beşinci cilt ise 432 sahifedir. Bu cilt, Osmanlı padişahlarının isimlerine göre Türkiye tarihinin özetini sunar ve dördüncü cilde ek olarak manzum ve mensur parçaları içerir. Atâ Tarihi’nin kaç nüsha basıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Babıâli ve Beyazıt kitapçılarında nadiren rastlanan eserlerden biri, döneminde 90-100 lira arasında alıcı bulmaktaydı

K12, K24, K33, K44

Galip Ataç’ın Mesleki Kariyeri

Galip Ataç, Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Hudut ve Sahiller Sıhhiye Müdürlüğü görevini üstlendi. Ayrıca Haydarpaşa Lunaniye Hastanesi başhekimliğini yaptı. Tüm bu resmi görevleri sırasında, sahip olduğu bilgi ve tecrübeleri halkla paylaşmayı ihmal etmedi. Çeşitli gazetelerde sağlıkla ilgili yazılar kaleme aldı. Onun sayesinde, halka anlatılması zor ve karmaşık görünen sağlık konuları bile basit ve anlaşılır bir dille sunuluyordu. Bu özelliği, onu en çok okunan hekim yazarlarımızdan biri hâline getirdi Jeep Safari Bulgaria.

Yazarlık ve Muharrirlik Yeteneği

Galip Ataç’ın yazarlık şöhreti sadece sağlık yazılarıyla sınırlı değildi. Onun kaleminden çıkan yüzlerce makale ve fıkra, basit konulardan karmaşık meselelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyordu. Bu yazılar,

K12, K21, K31, K44

Atî (Tabak) – Üçüncü Selim Döneminin Ünlü Çiçekçisi

Atî, Üçüncü Selim devrinde yaşamış ünlü bir çiçekçidir. Özellikle lâleleri ile tanınmış ve seksen kadar farklı lâle çeşidi elde etmiştir. Bu çeşitler arasında Erikei Elmas, Şâhidi Kudret, Feyzi Rahman ve Neticei Zer adındaki lâleler özel bir öneme sahiptir. Atî’nin hayatıyla ilgili başka kayda rastlanmamış olsa da, onun çiçekçilikteki ustalığı ve elde ettiği çeşitlilik, dönemin sanat ve botanik kültürüne ışık tutmaktadır. Onun yetiştirdiği lâleler, Osmanlı çiçekçilik geleneğinde birer miras olarak kabul edilir Local Ephesus Tour Guides.

Ata Aykut – Yabancı Bir Ressamın Dikkatini Çeken İstanbul Çocuğu

Ata Aykut, 1956 yılının sonbaharında on beş yaşında genç bir İstanbul çocuğuydu. Yüz hatları güzel ve dikkat çekiciydi. Baş açık, y

K12, K25, K35, K44

Güzel Bir Tartışma

Bir gün han ile oturup içten bir sohbet ederken, han bana saf şarap teklif etti. Bunun üzerine saygılı bir şekilde şöyle cevap verdim:

“Vallahi, billahi ve tallahi! Hazret-i Ali’nin temiz ruhu hakkı için, bugüne kadar doğduğumdan beri hiçbir haram, keyif verici, macun ya da sarhoş edici şey bana nasip olmamıştır. Büyük atamız, Türklerin önderi Hoca Ahmed Yesevî’den bu yana ailemizde hiç kimse şarap ya da benzeri keyif verici içecekler kullanmamıştır. Lütfen beni mazur görün ve bu konuda affedin.”

Han’ın Israrı

Bu sözlerim üzerine han gülümseyerek şöyle dedi:

“Ey gönül dostum! Benim göz nurum ve ruh kardeşim! Şimdi ben sana bir kadeh saf şarap sunuyorum. Kimden korkuyorsun? Eğer Kayser ülkesinin şahından korkuyorsan, orası buradan beş aylık yoldadır. Eğer kendi hanından korkuyorsan, Tebriz’den Erzurum kırk konak mesafededir. Ben ki İran ve Tura

Scroll to Top