K13

K13, K24, K35, K43

Atatürk Heykeli ve İstanbul’daki Tören

Atatürk heykelinin açılışı sırasında, halk ve davetliler tarafından yapılan değerlendirmeler, heykelin sanat değeri açısından yüksek olduğu yönündeydi. Bazı eleştirilere rağmen, herkes heykelin güçlü bir sanatkârın eseri olduğunu kabul etti. Heykelin kaidesinin etrafında toplanan izleyiciler, gece geç saatlere kadar burada kalmış, heyecan ve hayranlıklarını dile getirmişlerdir.

Resmi açılış vesilesiyle Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf gönderildi. Telgrafta, halkın heyecan ve sevinçle heykelin önünde toplandığı, gözyaşlarıyla Atatürk’ün timsaline karşı duyulan saygı ve minnettarlığın ifade edildiği belirtildi. İstanbul Şehremini Muhiddin Bey tarafından gönderilen bu mesajda, Atatürk’ün İstanbul çocukları ve tüm halk için kutsal bir değer olduğu vurgulandı Private Turkey Tours.

K13, K21, K35, K42

Atatürk’ün Tabutunun Taşınışı ve Son Tören Hazırlıkları

Atatürk’ün tabutu, eller üzerinde taşındıktan sonra tarihi bir top arabasının üzerine konuldu. Tabut, sanki bu mukaddes görevi taşımak istemiyormuş gibi ağır ve hırçın bir duruş sergiliyordu. Bu durum, merasimde hazır bulunan herkes üzerinde derin bir hüzün etkisi yaratıyordu. Tabutu taşıyan arabayı çevreleyen 18 numaralı obüsün kumandanı Teğmen Kemal, kılıcıyla selam vaziyetinde duruyordu.

O sırada Eskişehir’den gelen hava alayına ait uçaklar, sahanın üzerinden geçerek Atatürk’e son saygı uçuşunu gerçekleştirdiler. Kara, deniz ve hava ordusundan gelen zabitler tabutu dikkatle arabaya yerleştirirken, ihtiram kıt’ası selam vaziyetinde duruyordu. Donanma ve topçular Büyük Ölüyü selamlıyor, havadan filomuz da merasime katılıyordu.

Tabutun üzerine, vişne çürüğü renginde kadife bir örtü ve Atatürk’ün ipek bayrağı tekrar yerleştirildi. Artık hazırlıklar tamamlanmıştı. Tabutun etr

K13, K23, K32, K45

Eylül 1937 – Askeri Manevralar ve İstanbul Gezisi

29 Eylül 1937’de Atatürk, Başvekil İsmet İnönü’yü askeri manevralara davet etmiştir. Bu davet kapsamında, İzmir’e giderek manevraları takip edeceği gazetelerde duyurulmuştur. Atatürk’ün bu dönemde askeri faaliyetlere olan ilgisi, hem devlet işleri hem de halkın güvenliği açısından önem taşımaktadır.

1 Ekim 1937’de Atatürk, Boğaz boyunca kısa bir deniz gezisi yapmış ve öğle yemeğini Perapalas Oteli’nde yemiştir. Bu yemekte Hariciye Vekili Doktor Araş ve Dahiliye Vekili Şükrü Kaya da yer almıştır. Bu ziyaret, Atatürk’ün hem devlet yetkilileriyle yakın temas kurduğunu hem de İstanbul’un güzelliklerini yakından takip ettiğini göstermektedir.

3 Ekim 1937’de ise Ertuğrul Yatı ile Yalova ve oradan Derince’ye geçilmiş, kasabanın demiryolu istasyonunda bekleyen hususi trenle Ankara’ya dönülmüştür. Bu yolculuk sırasında devlet işleri ve halkla temas birlikte yürütülmüştür.

K13, K22, K31, K43

Gazi Mustafa Kemal’in Haziran 1930 Faaliyetleri

İstanbul’a Geliş ve Halkın Coşkusu

11 Haziran 1930 tarihinde Gazi Mustafa Kemal, trenle İstanbul’a gelmiştir. İstikbal merasimi istememesine rağmen, kendisini görmek isteyen binlerce İstanbullu büyük bir coşkuyla tezahürat yapmıştır. Halkın sevgisi ve ilgisi, Reisi Cumhur’un halkla olan güçlü bağını bir kez daha ortaya koymuştur.

Dolmabahçe Sarayı ve Boğaziçi Tenezzühleri

12 Haziran 1930 günü Gazi, Dolmabahçe Sarayı’ndaki dairelerinde gün boyu meşgul olmuş ve akşam üzerine Boğaziçi’nde bir deniz gezisine çıkmıştır. 13 Haziran’da ise Şişli Etfal Hastanesi’ni ziyaret ederek orada tedavi gören manevi evladını kontrol etmiştir. Mustafa Leyli tamamen iyileşmiş olup, yakında bir okula yerleştirilecektir Sofia Sightseeing

K13, K25, K34, K41

Harbiye Mektebi ve Ana Caddelerdeki Süslemeler

Mekteb-i Harbiye, bu büyük gün münasebetiyle son derece özenli bir biçimde süslenmiştir. Binanın cephesine anlamlı bir yazı asılmıştır. Bu yazıda, “Harbiye Mektebi, manevi ve mukaddes varlığın timsali olan büyük Başkumandanını ebedî bir hürmetle selâmlar” ifadeleri yer almıştır. Bu sözler, askerî mektebin Gazi’ye duyduğu bağlılığı ve saygıyı güçlü biçimde yansıtmıştır.

Büyükdere yolu boyunca da birçok zafer takı inşa edilmiştir. Özellikle Dolmabahçe Sarayı önündeki takı zafer, zarafeti ve ihtişamı ile dikkat çekmiştir. Elektrikle aydınlatılan bu takın üzerinde büyük harflerle “Hoş geldiniz” yazısı yer almış ve geceleri de görkemli bir manzara oluşturmuştur.

Haliç ve Liman Bölgesindeki Donanma

Haliç’te iki yaka tamamen süslenmiştir. Sahiller bayraklarla, ışıklarla ve çeşitli süslerle donatılmıştır. Musevi ve Rum cemaatleri d

K13, K21, K32, K41

Müellifin Çağdaşlarından Elde Edilen Bilgiler

Bu eser, Osmanlı padişahları ve yüksek devlet görevlilerinin hayatları, görevleri ve önemli olaylarla ilgili ayrıntıları içermektedir. Müellif, muasırlarından elde ettiği bilgilerle aşağıdaki devlet adamlarının ve olayların durumlarını kaydetmiştir:

Sırkâtibi Mustafa Nuri Paşa

Serasker Mehmed Raşid Paşa

Müşir Abdülhahm Paşa

Vezir Afi Rıza Paşa

Zaptiye Nazırı Çerkeş Abdi Paşa

Vezir Osman Gazide Mehmed Paşa

Müşir Hacı Mehmed Muammer Paşa

Bazı müşirlerin ise detaylı halleri elde edilememiştir.

Nakibüleşraf ve Reisülküttabların Durumları

Müellif, Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efendi ve diğer yüksek görevlerdeki isimlerin durumlarını da kaydetmiştir Private Tours Istanbul:

Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efend

K13, K23, K34, K41

Reşid Safvet Atabinen’in Uluslararası Başarıları

Reşid Safvet Atabinen, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi’nin beşyüzüncü yıl dönümü münasebetiyle Avrupa’da önemli bir konferans vermiştir. Venedik, Roma, Napoli, Marsilya, Barselona, Madrid, Lizbon, Londra, Bonn, La Haye ve Zürih üniversiteleriyle eş zamanlı olarak Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde Fransa Enstitüsü üyesi Lucien Fabre’nin başkanlığında bir sunum yapmıştır. Bu konferans üzerine meşhur Fransız tarihçi, Atabinen’in eserini değerlendirerek şöyle demiştir:

“Reşid Safvet Atabinen’in eseri, dünya tarihinin gerekli düzeltmeleri açısından ilk aşamayı oluşturacaktır Jeep Safari Bulgaria.”

Üç yıl sonra, 1956’da Atabinen, Fransa Enstitüsü’nün tarih şubesine ilk defa Türk muhabir üye olarak seçilmiştir. Fransız gazeteleri ve uluslararası tarih dergileri bu olayı Türkiye içi

K13, K22, K35, K41

Aşure Geleneği ve Sunumu

Aşure, Osmanlı kültüründe hem dini hem de sosyal bir gelenek olarak uzun yıllar boyunca yaşatılmıştır. Aşure, ailenin durumu ve imkanlarına göre gümüş veya kalaylı bakır tepsilere dizilir ve üzerine sırmalı veya işlemeli peşkirler örtülürdü. Dağıtım için porselen, gümüş veya kalaylı bakır kâseler kullanılırdı. Aşure önce evin reisine, ardından akrabalara ve eşe dosta dağıtılırdı. Kâseler, bir bereket sembolü olarak yıkanmadan geri alınırdı. Kapıya gelen fakir ve yoksul kişiler ise kendi kâselerini getirir, böylece paylaşma ve yardımlaşma duygusu pekişirdi Local Ephesus Tour Guides.

Osmanlı Sarayında Aşure Günü

Birinci Mahmud’un sırkatibi Salâhi Efendi, padişahın hayatını belgeleyen dört yıllık hatıratında 1148 (M. 1735) Muharrem’inde g

K13, K22, K34, K42

Tebrizde Ticaret ve Teraziler

Tebriz’de ticaret büyük bir düzen ve disiplinle yapılırdı. Şehirdeki bütün tartılar, kilolar ve diğer değerli kumaşlar üzerinde “Lâ ilâhe illallah” yazısı bulunurdu. Dirhemler ve teraziler de aynı şekilde Allah ismiyle süslenmişti.

Ticarette yanlış yapan, ölçü ve tartıda hile yapan kişiler cezalandırılırdı. Bu kişiler gözlerine mil konarak ya da başlarına taş konularak uyarılır ve hasta edilirdi. Şehirdeki çarşı ve pazar yerlerinde pirinç, demir ve zincirli teraziler asılı dururdu; hiçbir zaman yerle temas etmez, her zaman dengede kalırdı.

Yiyecek ve Hububat Alım-Satımı

Tebriz’de yiyecek, içecek, sebze ve ot gibi ürünlerin satışında adalet ön plandaydı. Müşteri istediği malı terazinin kefesine koyar, tartısı tam olduğunda mal sahibine hakkını verirdi. Akçesi temiz olur ve malın en seçkin kısmını alırdı

Scroll to Top