K21

K14, K21, K33, K42

Atatürk Heykeli Açılış Töreni

Heykelin açılış töreni günü halk, etkinlik saatinden çok önce heykelin çevresinde yoğun bir kalabalık oluşturmuştu. Halkın davetlilere ayrılan alanı geçmemesi için zabıtalar ve belediye memurları düzen sağladı. Tören alanında birçok önemli isim yer aldı. Şehrimizdeki mebuslar arasında Şükrü Naili, Sami Sabit ve Kenan Paşalar bulunuyordu. Ayrıca Merkez Kumandanı Şakir Bey, Hariciye Murahhası Nusret, Vali Süleyman Sami, Vali Muavini Hüsnü, Emanet Muavinleri Şerif ve Şükrü Ali, Mütevelli Umumi Tevfik, Heyeti Fenniye Müdürü Fuad, Mektupçu Osman, Cemiyeti Belediye Katibi Umumisi Tarık Ziya Bey ve diğer üst düzey görevliler törende hazır bulundu. Törene ayrıca adliye ve belediye yetkilileri, vilâyet azaları, İnhisarlar Müdürü ve çok sayıda matbuat mensubu da katıldı.

Vakit yaklaşınca heykelin etrafını jandarma, asker ve polis birliği çevirdi. Heykel beyaz tül ile örtülmüş ve kırmızı kurdelelerle

K13, K21, K35, K42

Atatürk’ün Tabutunun Taşınışı ve Son Tören Hazırlıkları

Atatürk’ün tabutu, eller üzerinde taşındıktan sonra tarihi bir top arabasının üzerine konuldu. Tabut, sanki bu mukaddes görevi taşımak istemiyormuş gibi ağır ve hırçın bir duruş sergiliyordu. Bu durum, merasimde hazır bulunan herkes üzerinde derin bir hüzün etkisi yaratıyordu. Tabutu taşıyan arabayı çevreleyen 18 numaralı obüsün kumandanı Teğmen Kemal, kılıcıyla selam vaziyetinde duruyordu.

O sırada Eskişehir’den gelen hava alayına ait uçaklar, sahanın üzerinden geçerek Atatürk’e son saygı uçuşunu gerçekleştirdiler. Kara, deniz ve hava ordusundan gelen zabitler tabutu dikkatle arabaya yerleştirirken, ihtiram kıt’ası selam vaziyetinde duruyordu. Donanma ve topçular Büyük Ölüyü selamlıyor, havadan filomuz da merasime katılıyordu.

Tabutun üzerine, vişne çürüğü renginde kadife bir örtü ve Atatürk’ün ipek bayrağı tekrar yerleştirildi. Artık hazırlıklar tamamlanmıştı. Tabutun etr

K14, K21, K35, K44

Reisi Cumhur’un Eylül 1929 Ziyaretleri ve Çalışmaları

Hastanede İlginç Bir Olay

Eylül 1929’da Reisi Cumhur, bir akşam geç vakit hastaneyi ziyaret etmek istemiştir. Kapıyı kapalı bulunca, gece bekçisi Osman’a kapıyı açması emri verilmiş, ancak bekçi “Emir aldım, açamam” demiştir. Bunun üzerine Gazi bizzat “Ben Gaziyim, aç!” talimatını vermiştir. Bekçi, nöbetçi tabibe haber verdikten sonra kapıyı açmış ve Gazi, bekçinin görev bilincini ve titizliğini takdir etmiştir. Bu olay, Reisi Cumhur’un disiplin ve titizliği ne kadar önemsediğini ve aynı zamanda halkla birebir ilgilendiğini göstermektedir.

Sarayda Çalışmalar ve Yalova Planları

22–24 Eylül 1929 tarihleri arasında Gazi, saraydaki dairelerinde meşgul olmuştur. 24 Eylül’de, refakatinde Başvekil İsmet Paşa ile birlikte Yalova’ya gitmesi planlanmış, ancak kötü hava koşulları nedeniyle yolculuk ertelenmiştir

K13, K21, K32, K41

Müellifin Çağdaşlarından Elde Edilen Bilgiler

Bu eser, Osmanlı padişahları ve yüksek devlet görevlilerinin hayatları, görevleri ve önemli olaylarla ilgili ayrıntıları içermektedir. Müellif, muasırlarından elde ettiği bilgilerle aşağıdaki devlet adamlarının ve olayların durumlarını kaydetmiştir:

Sırkâtibi Mustafa Nuri Paşa

Serasker Mehmed Raşid Paşa

Müşir Abdülhahm Paşa

Vezir Afi Rıza Paşa

Zaptiye Nazırı Çerkeş Abdi Paşa

Vezir Osman Gazide Mehmed Paşa

Müşir Hacı Mehmed Muammer Paşa

Bazı müşirlerin ise detaylı halleri elde edilememiştir.

Nakibüleşraf ve Reisülküttabların Durumları

Müellif, Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efendi ve diğer yüksek görevlerdeki isimlerin durumlarını da kaydetmiştir Private Tours Istanbul:

Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efend

K15, K21, K35, K42

Nurullah Ataç’ın Hayatı ve Eğitimi

Nurullah Ataç, 1898 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası Hammer Mütercimi Mehmed Atâ Bey, küçük oğlu Galip Ataç’ın kardeşidir. Ataç, Galatasaray Lisesi’ni tamamlamış, üniversiteye gitmemiştir; ancak aileden aldığı kültür ve otodidakt çalışmaları sayesinde kendi kendini yetiştirmiş bir münevver olarak tanınmıştır. Hayatı ve kişiliği, eserlerinden daha değerli görülmüş, yazılarının özgürlüğü onun hiçbir ekole bağlı olmamasından kaynaklanmıştır. Bu sebeple Nurullah Ataç, kendi ekolünü kurmuş bir fikir insanı olarak kabul edilir ve genç nesillerin onu takip etmesi genellikle zordur. Ona uygun bir sıfat verilmek istenseydi, “Genç Ataç” ifadesi, edebiyatımızda açtığı yolu ve bıraktığı etkiyi en iyi yansıtan tabir olurdu Jeep Safari Bulgaria.

Yazarlık ve Edebi Hayatı

K12, K21, K31, K44

Atî (Tabak) – Üçüncü Selim Döneminin Ünlü Çiçekçisi

Atî, Üçüncü Selim devrinde yaşamış ünlü bir çiçekçidir. Özellikle lâleleri ile tanınmış ve seksen kadar farklı lâle çeşidi elde etmiştir. Bu çeşitler arasında Erikei Elmas, Şâhidi Kudret, Feyzi Rahman ve Neticei Zer adındaki lâleler özel bir öneme sahiptir. Atî’nin hayatıyla ilgili başka kayda rastlanmamış olsa da, onun çiçekçilikteki ustalığı ve elde ettiği çeşitlilik, dönemin sanat ve botanik kültürüne ışık tutmaktadır. Onun yetiştirdiği lâleler, Osmanlı çiçekçilik geleneğinde birer miras olarak kabul edilir Local Ephesus Tour Guides.

Ata Aykut – Yabancı Bir Ressamın Dikkatini Çeken İstanbul Çocuğu

Ata Aykut, 1956 yılının sonbaharında on beş yaşında genç bir İstanbul çocuğuydu. Yüz hatları güzel ve dikkat çekiciydi. Baş açık, y

K11, K21, K32, K43

Peygamber Soyundan Gelen Kızların Evliliği

Tebriz’de anlatıldığına göre, Hazret-i Peygamberimizin soyundan gelen şerife bakire kızlar, kendi soyundan olmayanlara verilmez; yalnızca dengi ve uygun olanlara evlendirilir. Bunun nedeni, kızların yanlışlıkla bir kâfire verilmesi hâlinde doğacak çocukların dini durumunun belirsiz olabileceği düşüncesidir. Hakir bu konuyu sorduğunda, kendisine şöyle açıklama yapılmıştır:

“Eğer bir kâfire evlilik yoluyla kız verilirse, çocukların dini durumu belirsiz olur ve kızın soyundan gelen evlâtlar İslâm’dan sapabilir.”

Bu konuda hakir şöyle yanıt vermiştir:

“Cenab-ı Barı, farklı milletlerden doğan çocukları İslâm fıtratı üzere yaratmıştır. Sonra ebeveynleri Yahudi, Hıristiyan veya Mecusî olabilir.”

Buna delil olarak hadis-i şerif gösterilmiştir:

“Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Sonra ebeveynleri onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusî yapar.”

Scroll to Top